<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><?xml-stylesheet type='text/xsl' href='http://hhologram.spaces.live.com/mmm2008-05-17_13.22/rsspretty.aspx?rssquery=en-US;http%3a%2f%2fhhologram.spaces.live.com%2fcategory%2fbaska__x1%2ffeed.rss' version='1.0'?><rss version="2.0" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:msn="http://schemas.microsoft.com/msn/spaces/2005/rss" xmlns:live="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" xmlns:dcterms="http://purl.org/dc/terms/" xmlns:cf="http://www.microsoft.com/schemas/rss/core/2005" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"><channel><title>Gamze ve Saz Arkadasi Ikinci Kisilik: baska.</title><description /><link>http://hhologram.spaces.live.com/?_c11_BlogPart_BlogPart=blogview&amp;_c=BlogPart&amp;partqs=catbaska__x1</link><language>en-US</language><pubDate>Thu, 03 Jul 2008 09:32:54 GMT</pubDate><lastBuildDate>Thu, 03 Jul 2008 09:32:54 GMT</lastBuildDate><generator>Microsoft Spaces v1.1</generator><docs>http://www.rssboard.org/rss-specification</docs><ttl>60</ttl><cf:parentRSS>http://hhologram.spaces.live.com/blog/feed.rss</cf:parentRSS><live:type>blogcategory</live:type><live:identity><live:id>-3196801041588474401</live:id><live:alias>hhologram</live:alias></live:identity><cf:listinfo><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="typelabel" label="Type" /><cf:group ns="http://schemas.microsoft.com/live/spaces/2006/rss" element="tag" label="Tag" /><cf:group element="category" label="Category" /><cf:sort element="pubDate" label="Date" data-type="date" default="true" /><cf:sort element="title" label="Title" data-type="string" /><cf:sort ns="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" element="comments" label="Comments" data-type="number" /></cf:listinfo><item><title>Passiflora / Olmazsa Yarın, 160707.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!925.entry</link><description>
Kapıyı çaldığında belki de evdeyim ama
canım kapıyı açmak istemiyor. Pencereler açık olabilir, perdeler dışarı
uçuşuyor olabilir, hatta burası İstanbul olduğu halde bunlar olabilir
ve sen evde kimse yok sanabilirsin. &lt;div&gt;  &lt;p&gt;   &lt;p&gt;Yanımda
oturup bana bir şeyler anlatıyor olabilirsin ve ben seni anlamıyor
olabilirim, ben seni aslında gerçekten isteyerek dinlemiyor olabilirim,
o gün iyi iletişemiyor olabiliriz. Halbuki başka bir gün konuşmasak da
anlaşabiliriz. Her gün dışarıya açılmayı sevmiyorum, insan bazen
sakince oturmalı, uyumalı, düşünmeli, kimsenin müdahalesi olmadan, sen
bunu anlamıyor olabilirsin, ben anlaşıl(a)mıyor olabilirim.   &lt;p&gt;   &lt;p&gt;Yaş
ortalaması 15 olan yerlerde yemek yerken ya da on üç yıldır
görüşmediğim yaşıtım arkadaşlarımla buluştuğumda “abla” gibi
hissedebilirim; Cake ile aynı fikirde olup müziğin sesinin o kadar da
yüksek olmasına gerek olmadığını düşünebilirim, dünyaya koyverebilirim
biraz, içim geçmiş de olabilir ya da içim hala geçmişte.. Bunlar hep
olağan şeyler.   &lt;p&gt;   &lt;p&gt;Her
zaman yanımda olmuş, bana aşık bir dostuma bir türlü aşık
olamayabilirim ve yüzlerce kilometre uzakta birine aşık olabilirim.
Yıllarca beraber olduğum insanla değil iki gündür beraber olduğumla
evlenme hayalleri kurabilirim. Sonraki gün evliliğin iğrenç bir şey
olduğuna karar verebilirim, ona güzel bir örnek ararkense
uyuyakalabilirim.   &lt;p&gt;   &lt;p&gt;Tori
Amos’un histerik olup çıkmasına şaşırabilir sonra yaşına verip normal
karşılayabilirim. Uykum olduğu halde iki çeşit yemek yapıp sevdiklerimi
sevindirebilir sonra sıcaktan söylenip onları canlarından
bezdirebilirim.   &lt;p&gt;   &lt;p&gt;İnsanım sonuçta, zaman zaman ne yapacağımı bilemeyebilirim, durup kalabilirim ya da şaşırtabilirim.&lt;p&gt;&lt;a target="_blank" href="http://jellylikesubstance.blogspot.com/2007/07/olmazsa-yarn.html"&gt;site.&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;

&lt;/div&gt;

&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Passiflora+%2f+Olmazsa+Yar%c4%b1n%2c+160707.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!925.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!925.entry</guid><pubDate>Mon, 19 May 2008 17:05:56 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!925/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!925.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-05-19T17:06:50Z</dcterms:modified></item><item><title>Gece, Uykusuzluk, Silgi ve sonra Eskiler...</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!909.entry</link><description> &lt;span style="font-style:italic"&gt;&amp;quot;Birini sevmek çok garip. Gerçekten çok garip. Sevdiğiniz kişi güzel,
çirkin, akıllı, sessiz, dışa dönük, neşeli veya sosyal fobili biri
olabilir. Beraber geçirdiğiniz harika anlar veya mutsuzluktan
gözlerinizin dolduğu dakikalar olabilir. Bunların hiç birini
önemsemeden, yalnızca &amp;quot;canınız öyle istediği için&amp;quot; seviyorsanız birini,
dünyanın tepesinde duruyormuş gibi hissedebilirsiniz belki.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-style:italic"&gt;&lt;br style="font-style:italic"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;Sevmeyi
seviyorsunuz değil mi, hayatınızda seveceğiniz biri-leri olsun
istiyorsunuz hep. İşte bu sevdiğiniz kişiler arasında &amp;quot;nedensizce&amp;quot;
sevmeyi başardığınız birileri olduğunda, onları bir gün aniden ve
nedensizce &amp;quot;sevmeme&amp;quot; hakkına sahip olduğunuzu da biliyorsunuzdur belki.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-style:italic"&gt;&lt;br style="font-style:italic"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;Dün
gece harika bir sevişme yaşamış olabilirsiniz, yolun ortasında
birbirinize bağırmış ve onun aptalca suçlamalarını dinlemiş
olabilirsiniz, ya da 1 saat önce ilerde tutacağınız evi nasıl
döşeyeceğinizi hayal etmiş olabilirsiniz; fark etmez. Bir an kafanızı
çevirirsiniz ve ona tekrar baktığınızda gitmiştir işte. Bunca zamandır
kalbinizi ağrıtan, kimi zaman ayaklarınızı yerden kesen, bazen bütün
dünyaya küfretmenize neden olan sevgi/aşk, o birkafaçevirimlik anda
bitivermiştir.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-style:italic"&gt;&lt;br style="font-style:italic"&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;O sebep arayacak, siz susacaksınız. Belki bağırıp
çağıracak, belki yalnızca susacak. Sonra siz de sebep arıyormuş gibi
davranacaksınız, ama aslında bileceksiniz, orada duruyor olacak
aradığınız şey: Nedensizce sevdiniz ve nedensizce vazgeçtiniz onu
sevmekten. Bu kadar basit. Kimse kimseyi yormasın artık.&amp;quot;&lt;br&gt;&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;a target="_blank" href="http://hiyelkar.blogspot.com/2005/12/just-for-now.html"&gt;site.&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style:italic"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Gece%2c+Uykusuzluk%2c+Silgi+ve+sonra+Eskiler...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!909.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!909.entry</guid><pubDate>Wed, 30 Apr 2008 00:15:16 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!909/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!909.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-04-30T00:15:55Z</dcterms:modified></item><item><title>Yalnizlik / 0703 / Skoer</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!872.entry</link><description>Öyle bir şeydir ki yalnızlık;&lt;br&gt;yaptığın yemeği dört gün boyunca yer bitiremezsin.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Öyle bir şeydir ki yalnızlık;&lt;br&gt;evdeki sessizliği yenmek için hiç anlamadığın bir televizyon kanalının sesini açıp kendine arkadaş edersin.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Öyle bir şeydir ki yalnızlık;&lt;br&gt;tanıdık bir yüz görmek, bildik bir ses duymak, koklamak, dokunmak için uyur uyur uyursun.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Öyle bir şeydir ki yalnızlık;&lt;br&gt;yavaş yavaş yalnızlığın yanlızlık, yanlışlığın da yalnışlık olarak yazıldığını düşünmeye ve inanmaya başlarsın.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Öyle bir şeydir ki yalnızlık;&lt;br&gt;günlük rutin işlerini listeler, yemeğini yiyip, duşunu yapınca bir şey yapmış gibi bunların üstünü çizersin.&lt;br&gt;&lt;br&gt;Ve öyle bir şeydir ki yalnızlık;&lt;br&gt;bilmen hiçbir şeyi değiştirmez.&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;a href="http://www.skoer.com/?p=594"&gt;site.&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Yalnizlik+%2f+0703+%2f+Skoer&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!872.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!872.entry</guid><pubDate>Fri, 14 Mar 2008 14:06:44 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!872/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!872.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2008-05-10T00:35:26Z</dcterms:modified></item><item><title>18 Kasım - Kızılbay.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!840.entry</link><description>&lt;a href="http://ismailkizilbay.spaces.live.com/blog/cns!3FD71C47864EB350!961.entry"&gt;İlk Roman&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yaşadığım
hayata güzel bir manzara havasında bakmaya çabaladığımda, ışığı titreyen ve tozlanmış bir slâyt makinesinden akan görüntüler benzeri yüzler görüyorum. Hayatımın en önemli olaylarının tümü, onları önemli kılan insanlarla karşıma çıkıyor. Hiçbir olay, yaşanmışlık kendini insanlardan bağımsız ortaya koyamıyor, koyamayacak. Birbirimize o kadar bağımlıyız ki bunu anlayamadığımız anlar ve deliliğe benzeyen dönemlerimiz oluyor. &lt;p&gt;
Yaz aylarında yazımını bitirdiğim ancak değişiklik ve düzeltmeleri uzun süren ilk romanım sonunda tamamlandı. Uzun ve zorlu bir yolculuktu benim için.
Üzerinde bazı günler kesintisiz 24 saat çalıştığım, ardından başında
bir o kadar oturup tek satır yazamadığım romanım bana olaylar-insanlar
ikilisinin ne derece etkileşim içinde olduğunun en acı göstergesiydi. &lt;p&gt;Hayatımızın
haritasına beklemediğimiz bir noktadan giren insanların, sınırlarımızı
nasıl değiştirdiğini, “bizim topraklar” dediğimiz yerdeki diğer
insanları nasıl yerlerinden ettiğini gördüm. Yazmak sadece bir olayı
kurgulamak, karakter yaratmak ve güzel cümlelerden ibaret değil.
Anlatmak istedikleriniz için çevrenizi, insanları, yaşadıklarınızı, her
şeyi tersyüz edip yakından bakıyorsunuz. 2 yaşındaki bir çocuğun ilk
defa gördüğü bir eşyayı incelediği gibi her şeye yakından bakıyorsunuz.
&lt;p&gt;Hayatımız, üst üste katlanmış, sıkıştırılmış bir harita gibi.
Açıldıkça büyüyen, sizi hatalarınızla, doğrularınızla karşı karşıya
bırakan, doğrularınızın ve hatalarınızın uzantılarını görmenizi
sağlayan, buruşuk, biraz yıpranmış, çizilmemiş yerleri olan bir harita.
&lt;p&gt;Sevmenin,
onun karşıtı olan nefret etmekten nasıl ölümüne kaçtığını, tüm çabasına
rağmen beklemediği bir köşe başında yakalandığını görmek,
duygularımızın dengesizliğinin, hayat rotamızı nasıl vahşi bir kaptanın
eline verdiğini dehşet şekilde üzücü, bazen de tüm kontrolleri elimizden alan bir ihtiraz içinde izledim. Sevginin renklerinin en parlak günlerini, solmaya başladığı dönemleri kahramanım doyasıya yaşadı. 
&lt;p&gt;Bir insan portresi çizmenin ne derece zor olduğunu anlamak için oturup
onunla ilgili birkaç sayfa yazı yazmanız yeterli. En ihtiraslı
öpüşmeleri, dokunuşları kelimelere bağlamak, aynı filmi tekrar tekrar
izlemeye benziyor. Yolda boynu bükük yürüyen bir insanın bakışlarından
ona bir uyan bir hayat yolu çizmek, içindeki mutluluk sayesinde
ayakları yere değmeyen bir başkasını anlatmak yorucu olduğu kadar
keyifli bir uğraş. Hayat görünen ve içimize gömdüğümüz gerçeklerin dışında yaşanmıyor. Onları önümüzdeki yoldan süpürmeye çabalamak sadece basit bir kandırmaca. Yaşamın hayat planlarımızın üstüne serpiştirdiği “istek tohumları” bazen beklenmedik çiçekler açıyor. Sevgi, bir anda farklı isteklerin, karanlık, nemli ve terk edilmiş bir bodrum katında tecavüz ettiği duygumuz oluyor.
&lt;p&gt;Kalemim, sayfalar üzerinde kendine harfleri, kelimeleri, cümleleri oluşturacak
kıvrımları izlerken gördüm ki insanlara fazla güvenmemek lazım. Her
türlü kötülüğün, vefasızlığın, vicdansızlığın ve tabiî ki arsızlığın
insanın günlük pratiklerine derinden sızdığını gördüm. Kalemim kâğıt
üstünden isteksizce kalktığında göremediklerim ansızın tepeme çullandı. Sevgi dediğimiz ve her fırsatta yücelttiğimiz duygunun ne derece kaypak olduğunu anlatmaya çalıştım. Beklentilerinin
peşinden koşarken, kendilerine yol açmak için sevgiyi bir fener gibi
kullanan, geldikleri noktada bulduklarından tatmin olmayanların o
feneri nasıl tek hamlede kapattıklarını anlatmaya çalıştım.&lt;p&gt; Aşk
ile ölüm arasındaki tek fark biri ile hayata nokta koymanız diğeri ile
kendinize. İkisine de uzak durmanız, kaçmanız mümkün değildir. Aşk sizi
ölüm karşısında sonsuz bir huzur ile ödüllendirebileceği gibi, ölümün
ağırlığını da arttırabilir. Yazarken, aşık olmanın halleri üzerinde çok
gezindim. İnsanın aşkı için neleri göze alabileceğini ve
hissettiklerimizin ruhumuz üzerindeki sarsıcı etkilerine yakından
baktım. Tüm acılarına ve faturalarına rağmen insan olmanın gururunu
yaşamak için aşık olmak ve aşkın arkasında durmak gerektiğini
söyleyebilirim. &lt;p&gt;Okumak ve yazmak aslında kendimizi tanımaktan ibaret.
Kitaplar, kendimize itiraf edemediğimiz şeyleri yüzümüze çarpmak
konusunda inanılmaz bir deneyim. Hayat sadece bizim gördüğümüz açıdan
sürmüyor. Kendi açımızın içine kapandığımızda gördüğümüz sadece zayıf
bir yansımamız. Kendimizi bakmaya bir süre ara verdiğimizde ise sanki
küçük bir çatlaktan içeri sızan güçlü güneş ışığı gibi hayatı görmeye
başlıyoruz. Gücü karşısında biraz tedirgin olsak da bir süre sonra
gözlerimiz alışıyor. Hayatta her şeye alıştığımız gibi o güçlü ışığa da
alışıyoruz.&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+18+Kas%c4%b1m+-+K%c4%b1z%c4%b1lbay.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!840.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!840.entry</guid><pubDate>Tue, 18 Dec 2007 00:23:12 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!840/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!840.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-12-18T00:32:40Z</dcterms:modified></item><item><title>bahardi...</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!831.entry</link><description>&lt;div&gt;...oyarken yuvasini yarlara kartal &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;celik tirnaklariyla kopardigi kayalar &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;isik, kanat ve hirslanisi &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;toplayip kivilcimlarina &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;nasil cagiltiyla inerse dipsiz ucurumlara &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;sular arasina gizledigi ruzgari balabanlar &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;kalkarken nasil birakirsa sazlara &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;yuzun oyleydi baharda...&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+bahardi...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!831.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!831.entry</guid><pubDate>Fri, 07 Dec 2007 22:16:59 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!831/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!831.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-12-07T22:16:59Z</dcterms:modified></item><item><title>silgi. gece. gece. nerden. ciktin.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!767.entry</link><description>&lt;p&gt;&amp;quot;&lt;a href="http://hiyelkar.blogspot.com/2007/09/one-last-goodbye.html"&gt;&lt;font color="#4563b9"&gt;one last goodbye &lt;/font&gt;&lt;/a&gt;&lt;br&gt;Onları yanyana ilk gördüğümde kalabalık bir grubun içinde gülüyorlardı. Kız şu şeytan tüyü olanlardan, cevval olduğu her halinden belli, herkese laf yetiştiriyor oturduğu yerden; oğlansa kıza sahip çıkıyor sessizliğiyle, arada gülüyor kızın şaklabanlıklarına, çok güzel bir gülümseyişi var, dişleri düzgün, bembeyaz. Yıllar içinde beraber çok vakit geçirdik onlarla. Aslında yanlarında bir gölge gibi sessizce oturup onları izlemek kadar bana huzur veren hiçbir şey olmadı bütün hayatım boyunca. Hiçbirimizin görmediğince güzel bir şeyler yaşıyorlardı, belki kendileri de bunun ne kadar özel olduğunun farkında değillerdi, bilmiyorum. Biz onları hiç kıskanmadık, kavga edip darıldıklarında &amp;quot;onlarınki gibi bir aşk bile kavgalarla kesiliyormuş demek&amp;quot; diye hiç düşünmedik. Onların aşkı farklıydı çünkü, farkındaydık bunun, ışıl ışıllardı; onların yanında olduğumuzda biz de sanki sevgililerimizi daha çok seviyorduk. Baştan beri aradığım şeyi buldum galiba: Bir masal aşkı yaşıyordu onlar, evet. Hepimiz masalın mutlu sonla biteceğinden emindik, onların masalı bize umut veriyordu. Sonra ne olduysa oldu, hiç birimiz anlamadık. Kız bir gün ağlaya ağlaya gitti. Oğlan arkasından bakakaldı. Bekledi, aradı, bekledi. Kız da çok ağladı. Neden geri dönemedi bilemedik. İkisi de kötü değildi onların, ikisi de hatalı değildi. Bir yerde bir şeyler olmuş, masalın en heyecanlı ve mutluluk dolu sayfaları yok olmuştu. Biz de ayrıldık zamanla sevgililerimizden, hepimiz farklı bir yerlere sürüklendik. Onlar gibi yeni birer hayat kurmaya çalıştık kendimize farklı şehirlerde, ülkelerde, farklı insanlarla. Geçenlerde bir haber aldım oğlandan, sevdiği biri varmış, evleniyorlarmış. Bizim kızı aramaya gitmedi elim bir türlü. Artık sadece dinlediği şarkılarda yaşadığı masalını yok etmek istemedim. Oğlana bu habere ne çok sevindiğimi söyledim, bir ömürlük mutluluk diledim; masallara olan inancımı kaybettim.&amp;quot;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+silgi.+gece.+gece.+nerden.+ciktin.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!767.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!767.entry</guid><pubDate>Fri, 07 Sep 2007 21:51:19 GMT</pubDate><slash:comments>2</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!767/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!767.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-09-07T21:53:45Z</dcterms:modified></item><item><title>Bekir Coskun - 28.08.2007.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!762.entry</link><description>&lt;span&gt;&lt;strong&gt;
&lt;div&gt;
&lt;hr&gt;
&lt;/div&gt;
&lt;div&gt;Güle güle Cumhurbaşkanım...&lt;/div&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Devlet adamı &amp;quot;gelişinden&amp;quot; değil &amp;quot;gidişinden&amp;quot; bellidir.&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;Bir manevi yolun iki yanına dizilmiş insanlar, dudaklarında dua, gözlerinde yaşla uğurluyorlarsa devlet adamını...&lt;br&gt;Yüreğinde yurtseverlik olan herkes &amp;quot;&lt;strong&gt;teşekkür&lt;/strong&gt;&amp;quot; ediyorsa...&lt;br&gt;Eller sallanıyorsa arkasından...&lt;br&gt;Fısıltılar onun gidişinin ülkemiz için bir güven kaybı olduğunu durmadan tekrarlıyorsa...&lt;br&gt;Çocuklar onu seviyorsa...&lt;br&gt;Trafik polisi; kendisine ve kırmızı ışığına saygı gösteren bu devlet adamına son selamını verirken burnunu çekiyorsa...&lt;br&gt;Bu ülkenin tüm zenginliklerine sahip çıkmış adamsa o... &lt;br&gt;Bir misal; diyelim ki o manevi yolun iki yanındaki ağaçlar, ağaçlardaki kuşlar dahi (&lt;strong&gt;2-B yasasının durdurulmasından dolayı&lt;/strong&gt;) huzurlarını ona borçlularsa...&lt;br&gt;Yüzü ak...&lt;br&gt;Anlı açık...&lt;br&gt;Vicdanı rahat...&lt;br&gt;Başı dikse gidenin...&lt;br&gt;&lt;strong&gt;O benim Cumhurbaşkanımdı&lt;/strong&gt;...&lt;br&gt;*&lt;br&gt;Bu yazı yazıldığı sırada &lt;strong&gt;Cumhurbaşkanımız Sezer&lt;/strong&gt;'in görevi teslim edip Çankaya’dan ayrılmasına artık saatler vardı.&lt;br&gt;Son eşyasını toplamış, boşalttığı çekmecesini çekip son kez bakmıştır.&lt;br&gt;Eminim, telleri tamir edilmiş şemsiyesine, mutfak kapısının arkasında asılı fileye kavuştuğu için sevinçlidir bile.&lt;br&gt;Ama bir yandan da kendisine huzurlu bir gidiş hakkı vermeyen bu topluma kırgın...&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Endişeli&lt;/strong&gt;...&lt;br&gt;&lt;strong&gt;Tedirgin&lt;/strong&gt;...&lt;br&gt;*&lt;br&gt;Ne yapacaksınız...&lt;br&gt;Arkasında yolsuzluk dosyaları onu kovalamadıysa...&lt;br&gt;Ne gelirken, ne giderken, sorgulanmaktan korunmak için bir &amp;quot;&lt;strong&gt;zırha&lt;/strong&gt;&amp;quot; gereksinim duymadıysa...&lt;br&gt;Aslında rejimi yıkmak istemediğini anlatmak zorunda kalmadıysa...&lt;br&gt;Onu ikinci cumhuriyetçiler sevmediyse...&lt;br&gt;Tarikatlar, mollalar ona kızdılarsa...&lt;br&gt;Ve yobaz gidişini bayram sayıyorsa...&lt;br&gt;&lt;strong&gt;O benim Cumhurbaşkanımdır...&lt;/strong&gt; 
&lt;div&gt;
&lt;hr&gt;
&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Bekir+Coskun+-+28.08.2007.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!762.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!762.entry</guid><pubDate>Tue, 28 Aug 2007 14:41:21 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!762/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!762.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-08-28T14:54:05Z</dcterms:modified></item><item><title>Kızılbay: 'Çocukluğumu Özledim' +</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!755.entry</link><description>&lt;em&gt;alıntı:&lt;/em&gt; 
&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://ismailkizilbay.spaces.live.com/blog/cns!3FD71C47864EB350!861.entry"&gt;Çocukluğumu Özledim&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;div&gt;Çocukluğumu özledim. Geride bıraktığım, bana sorulmadan benden alınan, zamanın bir çırpıda, gözlerimden, aklımdan ve yüreğimden çaldığı çocukluğumu. &lt;br&gt;Yıllardır sadece kısa ve telaşlı ziyaretler için geldiğim Adana'ya bu sefer daha sakin ve telaşsız geldim. Sanki içimdeki karmaşanın tozu yere çökmüş, birbiri ile hesaplaşan farklı kararlarım barış imzalamıştı. &lt;br&gt;Acaba bu sıcaktan kavrulan, toz ile toprağın sürekli birleşip ayrıldığı memleketim bana çocukluğumun bazı anılarını tekrar verecek mi diye merak ediyordum. Sanırım Adana'da anlamıştı çok yorulduğumu ve onun kucağına sığındığımı. Bana hiç olmadığı kadar cömert davrandı. &lt;br&gt;Pide kuyruğunda beklediğim günler, maçımızın daha ilk dakikalarında patlayan plastik toplar ile koşturduğumuz tarlalar, çalı çırpı gibi her köşede büyümüş olan Turunç ve Limon ağaçları, tüm kentten yükselen mangal dumanı, çocukluk günlerime kadife yumuşaklığında bir geçiş yapmamı sağladı. Sanki bir yaşında ve annemin kucağındaydım. O günleri de özledim. Sanki hep bana annem gibi sevgiyle sarılan birini aramışım hayatımda. Hesapsız, sorgusuz, karşılıksız bir sevgi. &lt;br&gt;Kayıp zamanların soruları cevaplanmış, belirsiz geleceğin soruları ile yüklenmiş olan yüreğim bir an için yutkundu. Çocuksu bir heyecanla sorduğum sorular, cevapları ile geride kalmıştı. Mesleğim ne olacak? Kiminle evleneceğim? Hayat bana ne verecek? Keşke bu soruları kendime o kadar sık sormamış olsaydım. Sanki sorularıma karşı duyduğum ayarsız coşku cevaplarımı telaşa düşürmüştü. Hayat bana farklı köşelerde cevaplarımı vermiş ve beni şaşkın bir çocuk edasıyla ortada bırakmıştı. &lt;br&gt;Çocukluğumu özledim. Çocuk olduğumu varlıkları ile hissettiren ve şimdi güneşin sanki elini dayadığı topraklarda yatan Büyükannemi ve Büyükbabamı özledim. Büyükannem sanki birgün dönüp geleceğimi bilerek salondaki fotografından bana gülerek bakıyordu. Salonda sadece benim duyabildiğim fısıltıyı kulaklarım yakaladı; &amp;quot;Hoşgeldin Oğlum&amp;quot;. &lt;br&gt;Çocukluğumu özledim. Çünkü çocukluğuma sahip çıkamadım. Büyüme telaşıma, hayatın ve zamanın ömür hırsızlığı da eklenince, büyümenin dönülmez köşesinde buldum kendimi. Oğlum yanımda ve onun çocukluğuna saygı ve itina ile yaklaşıyorum. Ciddiyet, sorumluluk, gelecek hesapları gibi onu zaten bir şekilde yakalayacak kavramlardan uzak kalmasını istiyorum. &lt;br&gt;Çocukluğumu özledim. Yaralarımın dizlerimde, dirseklerimde, avuçlarımda olduğu, kabuk bağladığı günleri özledim. Şimdi içim yaralarla dolu ve çocukluğumun soruları ile onların kabuk bağlamasını engelliyorum. Yani hep yaralı gezmekten yoruldum. &lt;br&gt;Ceplerimde fırıldak, bilye ile gezdiğim, bir parça kamış, iki yaprak kağıt ve yorgan ipliği ile yaptığım uçurtmaları özledim. Bulutsuz gökyüzüne saldığım, sanki cezalandırılmış gibi bir elektrik teline takılıp kalan ve ardından ağladığım uçurtmalarımı. Yaşıtlarımızın sattığı eskimo'yu, şimdi sosyete işi olmuş olan bici biciyi, dürüm kebabı, şalgamı, dolmuşları, kavgalarını özledim. Çocukluğumla birlikte beni terk eden masumiyetimi ve masum sevgimi özledim. Ben kendimi ne çok özlemişim. 
&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;em&gt;ve alıntı biter. &lt;/em&gt;
&lt;p&gt;i. ananemler simdi cinarciga gittiler. ben henuz calismaya baslamadan once, hatta henuz izmirdeyken... dusmus ananem, cinarciktaki evin yokusunda evet... bana telefonda soylediler. iyi degil demislerdi, istanbula getirecegiz herhalde diye. annen haftasonu arabayla gidip alacak dedenleri demisti babam... sonra geldiler. &lt;br&gt;h. cinarcik eskisi gibi degil, yalovadaki en iyi hastane gorulen ancak benim pazarci ve kasap dolu oldugunu dusundugum, beyaz onluklu ve muhtemelen salaklik diplomasi almis olan gerizekali birden fazla doktoru bulundurdugundan degil sadece. onlardan bir tanesinin, hadi beni babami sokaktan gecen adami bir kenara birakin, 14 yasindaki kuzenimin baktiktan sonra, agiz bir acik, aman allahim bu nasil bir kirik dedigi rontgene baktiktan sonra; tamam yok hicbir sey, morluk curukler falan da zamanla gecer, yatmaya da gerek yok, yuruyun hatta dedigi icin sanirim... evet, kasap olabilecegini dusunuyorum. &lt;br&gt;g. babamin arkadasi hemen yarin aliyoruz ameliyata huseyin dediginden beri, bilemiyorum, 2 ay filan gecti herhalde... arada bir suru sey oldu... sonra teyzem geldi yeniden istanbula ve onlari alip goturdu iste, cinarciga... kisin ama, buyuk ihtimal ankarada kalacaklar. her ne kadar orada teyzemlerde kalmaktan sonsuz memnuniyet hissetmeseler de, baska bir cozum yolu malesef ki yok. yalniz kalmalarini asla istemiyorum ben, olay cikarip bagristim zaten gecen gece yine... cinarcikta kalsinlar ve bir bakici tutalim gibi bir seyler konusuluyordu galiba sacmasapan, kimin fikri ise artik, ondan emin degilim, tam da anlamadan kizdim zaten hemen. kizarim, deliyim... &lt;br&gt;f. zaten dedem cok zayiflamis... zayifladi aslinda. yani sanki insanin gozunun onunde oluyor evet bir suru sey, ama hemen fark edilmiyor. oyle bir an oluyor ki butun o agir farketme duygusu kocaman kocaman geliveriyor habersiz, lank diye kafanin ortasina bir sey carpmislar gibi. aglama duygusu filan... oyle. &lt;br&gt;e. gecen gece yattigimda... ki aslinda o kadar az uyuyorum ve oyle bir gec yatip erken uyanma dongusundeyim ki, gecen sabah da diyebilirim... gecen sabah yattigimda, yaklasik bir yarim saat kadar hungur hungur aglamam bundan sanirim. yorgan olsa kafama cekip sesimi keserdim, ama pike koymustu annem, hem de maviyi koymus minicik incecik. ne yapacagimi sasirdim. gozyaslarim tuzlu tuzlu igrencti yine. ses cikarmayayim diye tuvalette yuzumu de yikayamadim, o malum yarim saatten sonra yatagimdan kalkip da. dondum soluma, ki genelde sagima donerim; kucakladim minik uzun kulakli tavsanimi, ki kiyafetini cikarinca ayicik da oluyor; uyudum. &lt;br&gt;d. eskiden, lisede mesela en son; sacmasapan listeli bir oyun vardi. kagida birden bilmemkaca kadar numaralar yazilip, simdi en sevdigin en onemli seyleri say bakalim denirdi karsindakine... mesela cikolata da olabilir, atiyorum, anne de olur, hoslandigin ama henuz dogru durust konusamadigin bir erkek arkadasinin ismi de, ya da bir sehir, bir sarki, bir esya... kategori neydi ne degildi, bilmiyorduk herhalde. cahil cuheylayiz zaten dunyanin dortte ucu olarak, kendimizi zavalli zavalli bir seyler biliyor filan saniyoruz gerci... neyse. oyleydik iste. her sevilen sey hic ayrilmadan ayni listede toplanirdi. pislik degil mi, biraz taniyorsan arkadasini, en cok sevdigi seyleri hep alt alta gelecek sekilde yazardin. birinden birini secerken aradan iki ders bir tenefus gecirsin, karar veremeyip sinirlensin, oflasin puflasin diye... nilden iyi bilirdi keza isini, beni hep zorlarda birakti. o liste oyununa, ne bicim oyunmus ama, eger dedem diye bir madde eklediysem ben, hicbir baska maddenin sansi yoktu artik. biyik altindan gulerdi zaten nilden dedem dediysem ben henuz daha maddeleri yazarken; bosa zaman harcayacagiz gamze iste, hadi gel baska bir seyler yapalim ama bak sakin ders dinlemek filan olmasin gibi... hm. dedem hep yendi herkesi, her seyi, yikip gecti. hicbir zaman bir numaradan asagisini bilmedi. &lt;br&gt;c. hocamin yazisinin altina kendimi kaybetmis gibi yazdigim bu minik paragraflar beynimde bir sekilde birbiriyle uyum sagliyor ve siralaniyor aslinda. baglantilari kuvvetleniyor; sifrecikler sifrecikler... destekleyip birbirlerini, takip edip; dengeleniyorlar. kafamdaki bir suru dusunce, ucusa ucusa kesiyor birbirinin limitini. &lt;br&gt;b. dedemsiz, annemsiz babamsiz nasil yasarim diye dusunup, aglamaktan helak olmus sekilde, aslinda insan ne kadar zayif diye mizildanip, kendime aciyarak... salla gitsin her seyi ve cabucak seni cok seven birini bul diye icim icimi yerken, var iste aptalsin, var iste hala okul kariyer istanbul dusunuyorsun, var iste. tut, birakma. sonra... ne kadar da bencilsin, amacin hep sen hep sen, ben merkezcisin diye... ama dur, dur dur... allahim. yardim et diye... karmakarisikken... kisacasi bu sacmasapan gunler icinde, guncellenen bloglara tesadufen dusup, yazini okuyorum: cocuklugum. bir ufak kivilcim cakip kafamin icinde, kisacik bir cumlecikler tamlamasi olusuyor, cok degil, bir bucuk iki sene onceden; cabuk oldu sana hak vermem... hatirliyorum: sevgine sahip cik gamze, dinle beni hak vereceksin, tut. birakma. ah diyorum kendime. ah ah ah. ben bu kadar darmadagin olabilirken kisacik senelerdeki ufacik seyler yuzunden; belki sadece bazen, belki kisa surede toparlanmak uzere, ama hep birdenbire... sen ne yapasin diye dusunuyorum, hatta baskalari ne yapsin. 50 60 70 ne yapsin diye... &lt;br&gt;a. o kadardir baska baska baska basligi atiyorum ki, kac haftadir belki, butun ekledigim herseye; icimden yazacak hicbir sey gelmiyor cunku. sonra iste yukardaki malum yaziyi okuyup, patliyorum. buraya kadar geliyorum. noktayi koymaya yakin... ve simdi uzun zamandir ilk defa erken bir saatte gozlerimi kapanirken buluyorum bilgisayarimin karsisinda. saat biri biraz geciyor. tam hocam derken online oldun hocam bu arada. guzel zamanlama. silgi hos kelimesini sevmez... hos ama. hos. &lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+K%c4%b1z%c4%b1lbay%3a+'%c3%87ocuklu%c4%9fumu+%c3%96zledim'+%2b&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!755.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!755.entry</guid><pubDate>Fri, 17 Aug 2007 22:09:16 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!755/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!755.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-08-17T22:25:43Z</dcterms:modified></item><item><title>14 Agustos - Colasan.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!753.entry</link><description>&lt;a href="http://www.medyafaresi.com/?hid=6631&amp;amp;cid=3"&gt;Bknz. &lt;/a&gt;&lt;br&gt;&amp;quot;Hürriyet Gazetesi'nde iktidarı hedef alan sert yazılarıyla tanınan Emin Çölaşan'ın yazılarına son verildi. &lt;br&gt;Seçimler öncesi ve sonrası iktidarı hedef alan ve eleştiren Emin Çölaşan'a, yazılarına son verildiği haberi, Hürriyet'in genel yayın yönetmeni Ertuğrul Özkök tarafından verildi. Emin Çölaşan da, Hürriyet'ten kovulduğu haberini az önce Kanal Türk Genel Yayın Yönetmeni Tuncay Özkan'a verdi. Özkan'ın cep telefonundan arayan Çölaşan, yazılarına son verildiğini açıkladı. Bunun üzerine Tuncay Özkan, Emin Çölaşan'la ilgili haberi Kanal Türk'te canlı yayında tüm Türkiye'ye duyurdu...&amp;quot; 
&lt;p&gt;
&lt;p&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;(Hürriyet &lt;br&gt;&lt;/strong&gt;14 Ağustos 2007 Salı  &lt;br&gt;Emin ÇÖLAŞAN &lt;br&gt;&lt;a href="mailto:ecolasan@hurriyet.com.tr"&gt;ecolasan@hurriyet.com.tr&lt;/a&gt; 
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Vay vay vay!..&lt;/strong&gt; 
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;ELİMDE İstanbul’da haftalık yayınlanan bir İslamcı dergi var. Seçim sonrasındaki iki ayrı kapağını burada görüyorsunuz. İlkinde Anıtkabir’e kilit vurulmuş ve altı ok, Atatürk’ün mezarından ceset halinde çıkarılıyor.&lt;/strong&gt; 
&lt;p&gt;Bir sonraki kapakta ise &lt;strong&gt;altı ok&lt;/strong&gt; şöyle tanımlanıyor: (Aslında &lt;strong&gt;Cumhuriyet rejimine &lt;/strong&gt;küfrediliyor!) 
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&amp;quot;Dinsizlik, Halk Düşmanlığı, Fahişelik-İbnelik, Ayyaşlık-Hırsızlık, Batıcılık-Hayvanlık, Vatan Hainliği.&amp;quot; &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;* * * 
&lt;p&gt;Derginin &lt;strong&gt;Anıtkabir&lt;/strong&gt; kapaklı sayısında, &lt;strong&gt;19.&lt;/strong&gt; sayfada bir haber. Bunları sizlerden özür dileyerek aynen veriyorum ki, herkes pisliğin boyutunu görsün. Haberin başlığı:&lt;strong&gt; &amp;quot;Dayılanan pezevenge kurşun yağdı.&amp;quot; &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&amp;quot;Kayseri’de seks dükkanı açarak Müslüman halkımıza meydan okuyan pezevengin kerhanesi kurşunlandı. Kayserili Müslümanlar bu orospu çocuğunun açtığı seks dükkanına giderek ’Ananın porno filmi var mı, eğer gelirse biz satın alacağız. Ananın donunu da dükkanın girişine as’ dediler. &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Şimdi biz laiklerden öğrendiğimiz yöntemlerle para kazamayı öğrenen bu orospu çocuğunun anasının filminin vizyona giriş haberini bekliyoruz.&lt;/strong&gt; 
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Müslüman Kayseri halkı bizi yanıltmadı ve pezevengin işyeri kurşunlandı. Onları tebrik ediyoruz. &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Gün geçmiyor ki Laik Cumhuriyet’in Allahsız ve ahlaksız rejiminin pislikleri görülmesin. Cumhuriyet kazanımları! &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;’İlke ve inkılapların’ oluşturduğu bu manzara karşısında biz intikam yemini ettik. &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tek tek ve topyekun, hesabını bu dünyada görmek üzere Allah’tan memuriyet diliyoruz.&amp;quot; &lt;/strong&gt;
&lt;p&gt;Bu yayınlar (hem de &lt;strong&gt;&amp;quot;Müslümanlık&amp;quot;&lt;/strong&gt; adına) İstanbul’da &lt;strong&gt;Valiliğin, Savcılığın, Emniyet &lt;/strong&gt;ve öteki ilgili makamların gözleri önünde yapılıyor. 
&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Devlet var mı? Var, var!)&lt;/strong&gt; 
&lt;p&gt;  
&lt;p&gt;[Edit 15/8: Ayrıca; &lt;a href="http://www.medyafaresi.com/?hid=6646&amp;amp;cid=3"&gt;hazirlik&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.medyafaresi.com/?hid=6645&amp;amp;cid=5"&gt;yuzsuzluk&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.medyafaresi.com/?hid=6644&amp;amp;cid=3"&gt;haber&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.medyafaresi.com/?hid=6639&amp;amp;cid=3"&gt;dogru&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.medyafaresi.com/?hid=6634&amp;amp;cid=3"&gt;gercegimsi teori&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.medyafaresi.com/?hid=6632&amp;amp;cid=3"&gt;iki&lt;/a&gt;. Ah bir de tabii ki, dunden bugune yazilan yazi, &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7087017.asp?yazarid=2&amp;amp;gid=61&amp;amp;a=348848"&gt;Bekir Coskun&lt;/a&gt;.] &lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://blufiles.storage.live.com&amp;#47;y1pcaGcesqVm9alsAMD1avYtYGDAMf7x8YsvOg5_DdGLcu9oswzj9hrEZ5eTGVkE2fP"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;D3A2AE63DA852DDF&amp;#33;754&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+14+Agustos+-+Colasan.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!753.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!753.entry</guid><pubDate>Tue, 14 Aug 2007 18:02:49 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!753/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!753.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-08-15T12:57:46Z</dcterms:modified></item><item><title>3 yazi</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!746.entry</link><description>ben guldum okurken, yuzume bir sevimlilik geldi. sizin de gelsin: &lt;a href="http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=31.07.2007&amp;amp;Newsid=130212&amp;amp;Categoryid=4&amp;amp;wid=1"&gt;bir&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=01.08.2007&amp;amp;Newsid=130364&amp;amp;Categoryid=4&amp;amp;wid=1"&gt;iki&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=03.08.2007&amp;amp;Newsid=130648&amp;amp;Categoryid=4&amp;amp;wid=136"&gt;uc&lt;/a&gt;.&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+3+yazi&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!746.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!746.entry</guid><pubDate>Fri, 03 Aug 2007 09:30:53 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!746/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!746.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-08-03T09:31:31Z</dcterms:modified></item><item><title>Silgi - Superstitious. (- ehuea -)</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!740.entry</link><description>&lt;div&gt;Quote &lt;/div&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;div&gt;&lt;a href="http://hiyelkar.blogspot.com/2007/07/superstitious.html"&gt;superstitious&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Geçen gün Kim isimli markette aburcubur reyonunda dolaşırken, hemen arkamda bir telli bölme içinde müzikli çocuk kitapları sattıklarını fark ettim. Otobüs şeklinde, efendim taksi-kamyon-araba şeklinde çok güzel kitaplardı bunlar. Baktım market de bomboş, hadi otobüsün kırmızı düğmesine basayım dedim. Aniden bir çocuk sesi:&lt;br&gt;&lt;strong&gt;ALLLAHUUEKBEEEER, &lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;ALLLAHUEKBEEEEER,&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;ALLAH BABA SEN NE İYİSİİİN&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;&lt;strong&gt;ALLAH BABA HEY HEY!&lt;/strong&gt;&lt;br&gt;diye cırlayarak şarkı söylemeye başladı. Hayır ses de sevimli bir ses, mesela uzaktan beni gören bir insan o sesi benim çıkardığımı falan rahatça düşünebilir tipime bakarak. Neyse ki market boş. Neyse ki market... naboş, na. Şarkının sesini duyunca mı artık anlamadım, 3 tane teyze-amca çifti aburcubur bölümünün köşesinden görünüverdiler. Ulan basıyorum basıyorum susmuyor da alet. Mecburen kitabı aldığım yere çaktırmadan bırakıp ağzımı oynatmaya başladım senkronize bir şekilde, ALLAHUUEKFEEERL ALLAFUUUEKBEERRG diye. Bir yandan da gülümsüyordum teyze-amcalara bakarak. Eğer 20 saniye daha gözümün içine baksalardı, yemin ederim Metin Fidan'ın Ediz'i gibi şakadanak düşüp bayılacaktım. Ama iyi oldu bu deneyim, hidayete erdim biraz.&lt;/blockquote&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Silgi+-+Superstitious.+(-+ehuea+-)&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!740.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!740.entry</guid><pubDate>Mon, 30 Jul 2007 14:15:16 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!740/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!740.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-07-30T14:23:21Z</dcterms:modified></item><item><title>"istanbul mu, izmir mi?"</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!728.entry</link><description>hani bir istanbul yazim vardi, bir de viyana sanki... yanlis miyim. istanbul'a kim soz soyletir, orasi ayri; ama gercekten de hos bu yazi... 'tanismis miydik biz seninle yoksa yazi, biliyorum bunlari ben de bir yerlerden az biraz' hissi getiren yaninda, birdenbire. 
&lt;p&gt;Alıntı &lt;br&gt;
&lt;blockquote&gt;
&lt;p&gt;&lt;a href="http://sukranpakkan.spaces.live.com/blog/cns!CD7255449F698BDF!292.entry"&gt;istanbul mu, izmir mi?&lt;/a&gt;&lt;br&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;insan ömrünün en güzel dört senesini;&lt;br&gt;on sekizimden yirmi ikime kadarını bağışladım istanbul’a.&lt;br&gt;her köşesinin kıymetini bilerek soludum &lt;br&gt;ve kazıdım hafızama.&lt;br&gt;ama ne bebek'te yenen dondurma, &lt;br&gt;galata kulesinde saçlarımı uçuran rüzgar, &lt;br&gt;ne üsküdar sahilinde içilen çay, ne nevizade'deki buzlu rakı &lt;br&gt;serinletemedi içimi henüz yarısı kurumuş izmir balkonu kadar... &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;istanbul'da aşk, hep biraz hüzündür. &lt;br&gt;gözlerinizden taşan mutluluk ve umudu zapt eder, &lt;br&gt;salamazsınız, &lt;br&gt;utanırsınız çevrenizdeki yaşam çilesi meşgulü milyonlardan. &lt;br&gt;serin serin okşarken rüzgar, tokatlamaya baslar. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;kız kulesi sadece ayrılık anlatır. &lt;br&gt;beyoğlu sadece siz içip unutasınız diye vardır. &lt;br&gt;kapalıçarşı’da kaybolursunuz ne aradığınızı da unutarak. &lt;br&gt;anadolu kavağı’nda tüm dertlerden sıyrılmış; &lt;br&gt;nefis bir balığı rakı ile sularken, &lt;br&gt;kaçan vapur, tüm yollarınızı kapatır. &lt;br&gt;hiçbir kartpostala sığmayan &lt;br&gt;karaköy - üsküdar, beşiktaş - kadıköy, &lt;br&gt;eminönü - karşı kıyı her yer &lt;br&gt;vapur manzarası dururken, &lt;br&gt;neden gözlerini yere diker insanlar? &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;tüm aşkımla kollarımı açıp; &lt;br&gt;dört bir yanına sarılmak istedim istanbul’un; &lt;br&gt;beyazıt sahaflarını sevdim, sivil polis çıktılar; &lt;br&gt;beyoğlu tüneli sevdim, bir salata yemeye yetmedi param; &lt;br&gt;üsküdar’ı sevdim kadıköy’e kadar diye almadı taksici; &lt;br&gt;koşmaya kalktım yeni köy sahil boyu, okkalı söz geldi kulağıma. &lt;br&gt;balkonsuz ve elli metrekare bir evde &lt;br&gt;her gün için bir çizik atarak doldurdum dört seneyi, &lt;br&gt;kollarım boşta kalınca. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;izmir ise hep kalbimin ilk aşk köşesinde tazecikti. &lt;br&gt;temmuz sıcağında yanan ayaklarımı lastik pabuçlarla beraber yıkadığım &lt;br&gt;karşıyaka’daki cami avlusu, &lt;br&gt;kemeraltı’nın her sokağını gezerek aradığım şeftali - muzcusu, &lt;br&gt;limonlu turşu suyu, &lt;br&gt;her köşe başı midyecisi, &lt;br&gt;kordon'da buz gibi bira ve gün batımı, &lt;br&gt;güzel bahçe’de taze balık ve yakamoz. &lt;br&gt;pazarda seçmece sebze, izmir tulum - dünyanın en güzel peyniri, &lt;br&gt;buldan bezi gömlekler... &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;izmir'i izmir yapan muhabbettir. &lt;br&gt;herkes acelesi yokmuş gibi yaşar. &lt;br&gt;plazalar olmadığı gibi, plazadan taşan insan güruhu da yoktur. &lt;br&gt;açık hava tiyatro ve konserlerine yarısında girebilir izmir insani, &lt;br&gt;kalbinde sanata saygısızlık asla yoktur, &lt;br&gt;akdeniz havasından olduğunu sanatçı da bilir ve ayıplamaz. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;yanık tenle gezer yılın sekiz ayı tüm izmir, &lt;br&gt;erkeklerde şort, kadınlarında rengarenk uçuşan etekler... &lt;br&gt;herkes herkesi bilir gibidir. &lt;br&gt;market kuyruğunda bile muhabbet kurulur, kaynaşılır. &lt;br&gt;tüm evler balkonludur &lt;br&gt;ve yazın mutfakta yemek ayıptır. &lt;br&gt;kimsenin gözü kimsede kalmaz &lt;br&gt;ve kalın perde sektörü zayıftır. &lt;br&gt;gece yarılarından sonra bile &lt;br&gt;sahilde yürüyüş yapan kadınlar vardır, &lt;br&gt;aceleleri yoktur. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;bisiklete bir yerden bir yerlere gitmek için binilir &lt;br&gt;ve bostanlı sahilinde güreşmek serbesttir. &lt;br&gt;tüm kızlar güzeldir, tenleri yanık, &lt;br&gt;saçları uzun ve sağlıklıdır, &lt;br&gt;hepsi yüzme bilir ve sever, &lt;br&gt;dolayısı ile incedir bedenleri. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;vapurlar zevk içindir, &lt;br&gt;belki bu yüzden hiç inmeden geri gitmek ücretsizdir. &lt;br&gt;elele gezilebilir her semtinde, &lt;br&gt;öpüşene gülümseyerek bakılır. &lt;br&gt;sıraya girer insanlar, itişme yoktur. &lt;br&gt;pideci doludur her semt &lt;br&gt;ve pide lahmacunla neredeyse aynı fiyattır. &lt;br&gt;çiğdem çitlenir yaz akşamları sahil boyu, &lt;br&gt;kaynamış mısır ve dondurma yenir. &lt;br&gt;ne kadar kaybolursan kaybol, &lt;br&gt;bir yerler mutlaka denize çıkar &lt;br&gt;ve bu hayatin en büyük lütuflarındandır. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;aşk hep gülümsemektir izmir'de, sınırı geçtiysen hasret. &lt;br&gt;istanbul’dan otobüse binip &lt;br&gt;uyuyakaldığımız sevgili ile &lt;br&gt;sabuncu beli’nde gözlerimizi açtığımızda elele tutuşmamız, &lt;br&gt;dört sene boyunca, &lt;br&gt;rastlantı mıdır, izmir midir? &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;bu akşam balık pişiricisine uğramalı, &lt;br&gt;balıklar pişene kadar sahile inip, bir yarım saat yürümeli. &lt;br&gt;balkonda yenen balığın yanına buzlu rakı eşlik etmeli, &lt;br&gt;yarın belki çeşme'de oluruz, &lt;br&gt;sandaletleri meydana çıkarmalı... &lt;br&gt;sevdikçe daha çok sevmeli. &lt;br&gt;uzattığım kolları boş çevirmedi bu şehir diye, &lt;br&gt;şükretmeli. &lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;&lt;/font&gt;
&lt;p&gt;&lt;font color="#8e1a1a"&gt;(yazarı bilinmiyor) &lt;/font&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+%22istanbul+mu%2c+izmir+mi%3f%22&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!728.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!728.entry</guid><pubDate>Tue, 17 Jul 2007 08:54:06 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!728/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!728.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-07-17T09:14:13Z</dcterms:modified></item><item><title>Tostane Bir Hasbihal - Basar...</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!700.entry</link><description>&lt;p&gt;Quote
&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://koalalar.spaces.live.com/blog/cns!1C5FD1DD35C8E91A!299.entry"&gt;Tostane Bir Hasbihal&lt;/a&gt;&lt;br&gt;
&lt;div&gt;Fazla tost yediğim için beynimde tümör oluşmuş. Doktor kaşarlı mı diye sordu. Efendim? dedim. Tost, dedi, kaşarlı mı? Hayır dedim karışık olucaktı, turşu olmasın lütfen, hamburgere tosta niye turşu koyarlar anlamıyorum. Doktor kahkaha atınca farkettim, sürekli yediğim tostların kaşarlı mı yoksa sucuklu mu olduğunu öğrenmek istiyormuş. Afedersiniz dedim bazen böyle unutkanlaşıyorum işte, bazı çarpmaları da yapamıyorum. Neyse dedi doktor, bi çaresine bakıcaz artık. Bundan böyle kaşarlı yemek yok, tamam mı anlaşıldı mı? Efendim? dedim, haa tost, turşu olmasın lütfen.&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Tostane+Bir+Hasbihal+-+Basar...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!700.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!700.entry</guid><pubDate>Thu, 07 Jun 2007 13:13:14 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!700/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!700.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-06-07T13:13:14Z</dcterms:modified></item><item><title>x-ray.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!639.entry</link><description>&lt;div&gt;biraz daha sert, ama yine hos. &lt;a href="http://fc01.deviantart.com/fs13/f/2007/070/5/c/Tayyip__in_icine_X_ray__le_bak_by_B4Ds3ct0R.swf"&gt;burasi&lt;/a&gt;.&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+x-ray.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!639.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!639.entry</guid><pubDate>Tue, 01 May 2007 19:47:44 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!639/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!639.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-05-01T19:47:44Z</dcterms:modified></item><item><title>"not every bulb shines".</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!636.entry</link><description>&lt;div&gt;silginin blogunda gordum, evet caldim pisman degilim yine olsa yine calarim, orjinal sayfa &lt;a href="http://www.deviantart.com/deviation/53962575/"&gt;burasiymis&lt;/a&gt;. ben cok sevdim, siz de bakin ve lutfen paylasin. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;table cellspacing="0" border="0"&gt;&lt;tr height="8"&gt;&lt;td&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://blufiles.storage.live.com&amp;#47;y1pqYa8hs3HgKvG5eOdo88SwdD6Rcj67apfj8VR5doRRwwf3VaGM_WqESziOcExCcGK"&gt;&lt;img src="http://storage.live.com&amp;#47;items&amp;#47;D3A2AE63DA852DDF&amp;#33;637&amp;#58;thumbnail" border="0"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;td width="15"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+%22not+every+bulb+shines%22.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!636.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!636.entry</guid><pubDate>Mon, 30 Apr 2007 21:38:26 GMT</pubDate><slash:comments>1</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!636/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!636.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-04-30T21:40:20Z</dcterms:modified></item><item><title>Evet, trenden atladım, doğru. - Koray Ersoy.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!629.entry</link><description>Tren emniyetliydi, doğru. Atlamadan önce kimse bir şey söylemedi. Ya da trendekiler aslında kendileri de çok merak ediyorlardı: trenden atlayan birinin hali nice olur? Diye. Ben yine de atladım. Çünkü emniyette olmakla, hayatta olmak aynı şey değil galiba diye düşünüyordum. Aynı ilk defa bmx bisikletimle üç metrelik rampadan uçarken yaptığım gibi, aynı vitesinin ve freninin yerini bilmediğim yeni motoruma bindiğimde yaşadıklarım gibi. O zaman da, arkadaşlarım arkamdan merakla bakıyordular. Nasıl düşeceğim, kafam mı kırılacak, yoksa gidon çeneme mi girecek diye? Satıcı da, arkamdan öylece bakmıştı. Yeni alınan bir motorla nasıl düşülür görmeden olmaz, izlemek lazım diye. Ama ben ne rampadan atlayınca kafam kırıldı, ne de motordan düştüm o gün. Rampadan atlayınca uçmanın ne menem bir şey olduğunu ancak anladım ve çok sevdim. Motorsiklet mi? İlk bindiğim an mı? Çok geç kaldığımı düşündüm. Tarifi zor, denemeyeceğim. Çoook geç kaldığımı düşündüm sahiden. Varın siz anlayın gerisini. 
&lt;p&gt;Atladım. Acıyacağını biliyordum. Acısındı. Emniyettekilerin şaşkın bakışları arasında birden boşluğa bıraktım kendimi. İki kolumu bir çift kanat gibi açarak. Cesurca. Cesaretimi de denemek için belki bir ölçü. Gülümseyerek atladım. İntihar gibi geldi onlara. Öyle ya emniyete kavuşmuşken. Yok. Bu aslında bana dayatılan hayatla, benim kurmak istediğim hayata ilişkin küçük ama sert bir tornistandı. 
&lt;p&gt;Öyle ya. “eğitim” almam gerektiği dayatılmıştı. “öğretmenimi” dinledim. Küçüktüm. Anlamaya çalıştım. Neden bir “sınıf” a doluştuğumuzu. Hayata ilişkin ve hayatımda işime yarayacak hiçbir şey öğrenmeden eğitildim. Sınandım. Sınavdı bunun adı, kelime kökenini düşününce hep gülümsüyorum. Sınadılar mı yani beni? Çok şey hatırlamıyorum gerçekten. Daha çok mu eğitildim ki? Devam etti gitti işte okul hayatım. O zamanlar bu dayatmacayı hissediyor olsam da farkında değildim galiba. Walkman imle, pink floydla direndim. Edebiyat derslerim? Hah ne diyordum? 
&lt;p&gt;Dayatmaca. Okunacak, vay efendim üniversiteler bitirilecek, iyi işler bulunacak. Bulunacak ki, iyi evler alınsın, iyi mobilya alınsın, no frost buzdolabının en iyisi alınsın. Biraz taksitle belki. Hem sonra klimalı araba alınacaktı ya? Öyle de olmadı mı ki? Oldu. Yani sistem aslında pürüzsüz işleyebiliyor. 
&lt;p&gt;Geç mi fark ettim ki? Ben çok ilgimi çeken eski İzmir evlerinin önünde durup bu mimariyi hiç inceleyememiştim. Hayır ben çok okumadım. Çok güzel kitaplar olabileceğini biliyordum ama. Dayatılanlardan ziyade. Yazmaya hep bayılırdım. Çok isterdim asgari ücretle yaşamaya çalışan bir yazar olmayı. Ha asgari ücret mi? Sistemin dışında kalmak için istiyordum galiba. Ondan. Çok komik, geçen elime geçti okul günlerimden kalma ekonomiye giriş kitabını okumak geldi içimden. Trenden atladıktan sonra. Haa evet en çok da yazmak için atladım galiba. Ee ne de olsa, sistemi tatmin etmiştim biraz. Uymuştum ona. Evet, doğru. Kuzu kuzu. Sessizce, bir dipnot halinde yaşadığım isyanlarımı göz ardı edersek. Şiir kitabı bile okumadım ben. Orhan veli ile sonradan tanıştım. Kerim’in bilgisayarında gördüm resimlerini, gıptayla inceledim bu şairi, yazarı. Öldüğünde cebinden 80 kuruş çıkan bu adamın yüzüne baktım resimlerinden. Benim kahramanlarımdan biridir o. Anladınız galiba, neden. 
&lt;p&gt;İlk kahvaltım nefisti. Harikaydı. Mesai yok. Üstümde salak bir yönetici yok. 
&lt;p&gt;Trende yemek vardı, sıcaktı. Yatacak yerim de vardı. Ama siz de bilmiyorsunuz, gerçeğin kendisine bir pencerenin ardından bakmak aslında nasıl acıdır. Esarettir. Doğru ya filmlerde bile anlatılır ya. Yine de insanlar emniyette kalıp gerçekten uzak mı durmak istiyorlar acaba? Bilmiyorum. Farklı bir dünyanın varlığından haberdar olmamak da yok değil ki. 
&lt;p&gt;Artık. Artık, izmirde gün batımları fotoğraf sergim için motorumla dolaşabilirim. Para mı? Evet zor kazanılıyor. Ama benim efendim olamayacak. Bu söz çok kalıp biliyorum. Ancak! Aç kalmak diye bir şey var. En az rampadan bisikletle uçmak kadar gerçek! 
&lt;p&gt;Belki de ben yanılıyorum diye de düşündüğüm oluyor elbette. Ama bırakın ben keşfedeyim bunu. Çünkü okulda olmadı. 
&lt;p&gt;Geriye dönüp baktığımda... hayıflanıyorum. utanıyorum. Çünkü ben vincent van gogh’u çok severim. Odamda evimde hiçbir tablosu yok. Asamamışım. Hayır suçlusu ben değilim. Nasıl olduysa atlamışım. Vincent van gogh tablosu ile hayat daha mı güzel olacak ki? Ben insanım!!! Tablo asarım duvarıma!!! Zamanında en sefil halinde, deli diye tımarhaneye tıkılan bir sanat dehasının tablosunu duvarıma asarım. İnsanlık biraz irkilsin diye. Çok sanattan anladığımdan değil. Sistemin ezmeye çalıştığı o adamla küçük bir ölçek kader birliği yapmak istediğim için belki. 
&lt;p&gt;Artık milli kütüphaneye gitmek istiyorum. Müzeleri dolaşmak istiyorum. İnşaatlarda çalışmam gerekebilir. Olsun. Ne zaman öleceğime, emeklilik hayallerim karar veremesin yeter. Ki o hayalleri ben kurmadım hiç. 
&lt;p&gt;Ayakkabım yırtıldı. Yenisi almadım. Giymeye devam ediyorum. Cebimde çok param olmuyor. Alamıyorum bazen acil ihtiyaçları bile. Bir sosyal güvenlik şemsiyesi altında da değilim. “ne siz emekli sandığını mı bıraktınız, 15 yıllık çalışmanızı mı silip attınız?” diye hayretle sordu orta yaşlı bir kadın bana. Evet dedim sadece. Çünkü eski İzmir evlerini incelemek istiyorum, fotoğraf sergimi açmak istiyorum, çünkü zavallı kütüphanemdeki kitapları severek okumak istiyorum, çünkü işe geç kalmak yerine hayata geç kalmak istemiyorum ben. Ve atlıyorum işte trenden. Güvenlik, emniyet, gelecek, para, özel şampuanlar, çok işe yaradığı söylenen ama hiçbir boka yaramayan her şeyi bırakıyorum. Devleti de, sosyal güvenliği de.... 
&lt;p&gt;Bu yazıyı hala okuyor musunuz? İlginç (avam ama kendini entel gösterme gayetinde olanların enteresan dediği gibi). 
&lt;p&gt;Meğer ne yaman bir koşuşturmacaymış, atlayınca anladım. Zaten tren hemen gözden kayboluverdi, içindekilerle, içindekilerin boş bakışlarıyla hatta. Biz gidiyoruz, artık sen ne halin varsa gör, sana yardım edemeyiz der gibi. Ben de işte üstümü başımı silkeleyip, şöyle bir bakındım etrafıma. Eveeet bakalım neler varmış, diyerek yola düştüm. 
&lt;p&gt;İnsanları izliyorum şimdi. Bu vahşi şartlarda. Bana para kazanmaya ilişkin şeyler öğretiyorlar. Açlığı öğreniyorum. Bir şeyi taksitle de olsa alamamayı öğreniyorum. 
&lt;p&gt;Atladıktan sonra, birkaç kere oldu. Panikle uyandım ben şimdi ne yapacağım diye. Oysa....evde makarna varmış. Peynir de. Hazır kahve bile. Biraz da param. Yarın? Hahahahaa.... panik yapmamayı öğreniyorum şimdi. Bir şeyler oluyor. Bir takım işler geliyor. Param oluyor. Yine makarna, sucuk, deterjan ve süt alıyoruz. Hatta yine hazır kahve alıyoruz. Pikniğe bile gidiyoruz. Çingene usulü yaşamak bu diye düşünüyorum. 
&lt;p&gt;Saçım döküldü. Doktor stres kaynaklı veya yanlış beslenme gibi bir şeyler söyledi. Ama nedense ben hala kendimi kötü hissetmiyorum. 
&lt;p&gt;Şimdi gördüğüm dünyayı anlatmak istiyorum. Elbette buna kimsenin ihtiyacı yok. Belki de bu para bile etmeyecek. Etmesin, taa zıkkımın kör dibine kadar yolu var. 
&lt;p&gt;Yanılıyor olduğumu mu söylemeye çalışacaksınız bana? Olsun, bırakın. 
&lt;p&gt;Ben özgürce yaşamayı seçtim. Bütün zorluklarına rağmen. Kendim gibi kalmak istiyorum. Hayatın bütün tadlarını keşfetmek gibi bir niyetim yok. Ama ağaç dikmek istiyorum. Az tüketmek istiyorum. Çok yaşamak da istemiyorum. Ama öldüğümde, kendi bildiği gibi yaşayanların sınıfında olmak istiyorum. Belki bu yüzden vincent van gogh, Peyami safa, Orhan veli ile yakın bir yere düşeriz öbür dünyada, kim bilir?&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Evet%2c+trenden+atlad%c4%b1m%2c+do%c4%9fru.+-+Koray+Ersoy.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!629.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!629.entry</guid><pubDate>Thu, 26 Apr 2007 16:41:31 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!629/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!629.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-04-26T16:41:31Z</dcterms:modified></item><item><title>ne kadar guzelsiniz.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!615.entry</link><description>&lt;div&gt;&amp;quot;Eski aşklarımı çıkardım dün dolaptan, tozlarını alayım dedim, bir sürü eksiklik bir sürü talan. Hepsinden bir şans daha istedim, sonra bırak dedim kendi kendime, kalsınlar eksik güzellikleriyle, bazı şeyler yaşanmamalı kalmalı öylece, tozlarını alıp yerleştirdim yerlerine. Dedim ne kadar güzelsiniz, bunca dağınıklığa rağmen yerli yerinde hepiniz. Dedim ne kadar güzelsiniz, yıllar geçmiş ama hiç değişmemişsiniz. Masum, sessiz, istekli, cesaretsiz. Eski aşklar, eski yollar, eski yolculuklar, karışıp doğmuş yeni bir aşkta, eski aşklar, eski ıskalar, eski pişmanlıklar, filizlenmiş yabani bir aşkta. Dedim ne kadar güzelsiniz, bunca dağınıklığa rağmen yerli yerinde hepiniz. Dedim ne kadar güzelsiniz. Yıllar geçmiş ama hiç değişmemişsiniz, masum - sessiz - istekli - cesaretsiz.&amp;quot;&lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+ne+kadar+guzelsiniz.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!615.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!615.entry</guid><pubDate>Thu, 19 Apr 2007 22:22:52 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!615/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!615.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-04-20T18:05:57Z</dcterms:modified></item><item><title>guwen.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!607.entry</link><description>&amp;quot;hayatiniz sanal olmus, biraz acin gozunuzu. tepkili olun olaylara. bagirin, yuruyun, tas atin. yoksa cocuklariniz imam hatiplerde okutulacak. yada siktirin gidin. tanimayin Turku, Ataturku.&amp;quot; yazmis bir arkadasim msn iletisine, noktasina virgulune dokunmadan. hosuma gitmedi degil. guzel ileti yazdim. tesekkur etti. anlastik.&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+guwen.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!607.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!607.entry</guid><pubDate>Mon, 16 Apr 2007 19:47:33 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!607/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!607.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-04-16T19:48:31Z</dcterms:modified></item><item><title>böyle kahpedir dünya...</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!585.entry</link><description>&amp;quot;söyle kaç yaşındasın, dertlerin başındasın, istisnasız her an geçmişi özlüyorsan.&lt;br&gt;bilmem kaç yaşındasın, gözleri yaşlardasın, istisnasız her an yarını düşlüyorsan.&lt;br&gt;yolculuk nereye, neler uğruna ölmeye, dört yalnızlıkla bir doğruyu götürmeye. 
&lt;p&gt;hadi durma ağla, ağla, yaşlar kurur zamanla, ağla; böyle kahpedir dünya, son bulur kollarında. &lt;br&gt;hadi durma ağla, ağla, yüzünü ıslatmasan da ağla; belki hepsi bir ruya, son bulur kollarında. 
&lt;p&gt;söyle kaç yaşındasın, herkes kadar yalnız mısın, ince ince titremen soğuktan mı sanırsın.&lt;br&gt;bilmem kaç yaşındasın, herşeyin farkındasın, acılar biriktirip, damla damla harcarsın. &lt;br&gt;yolculuk nereye, kimler uğruna ölmeye, dört yalnızlıkla bir doğruyu götürmeye. 
&lt;p&gt;hadi durma ağla, ağla, yaşlar kurur zamanla, ağla; böyle kahpedir dünya, son bulur kollarında. &lt;br&gt;hadi durma ağla, ağla, yüzünü ıslatmasan da ağla; belki hepsi bir ruya, son bulur kollarında.&amp;quot; 
&lt;p&gt;birol namoğlu - haluk kurosman.&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+b%c3%b6yle+kahpedir+d%c3%bcnya...&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!585.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!585.entry</guid><pubDate>Tue, 27 Mar 2007 14:57:39 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!585/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!585.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-03-27T15:05:05Z</dcterms:modified></item><item><title>Triptico - Silgi.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!526.entry</link><description>&lt;p&gt; Quote 
&lt;p&gt;&lt;blockquote&gt;
09 Şubat, 2007
&lt;br&gt;
&lt;a href="http://hiyelkar.blogspot.com/2007/02/triptico.html"&gt;Triptico&lt;/a&gt;
&lt;p&gt;

Evren bir yazı yazmış blog yazan insanlarla ilgili, ben de biraz düşündüm üstüne. Şimdi benim çevremde blog yazan bir sürü insan var, burada link'i olmayan kişiler de var. Bazıları hakikaten iğrenç yazıyor ya. Ben okumak istemiyorum kardeşim onları. Ama sonra lafı geçiyor mesela otururken, &amp;quot;sen benim blogumu okumuyor musun?&amp;quot; diyorlar, &amp;quot;eöö...&amp;quot; falan diyip kalıyorum. Bam diye &amp;quot;okumuyorum çünkü seni okurken sıkıntıdan kuruyorum&amp;quot; desem kırıcı olmuş olacağım; havaya, duvara, tavana bakıp &amp;quot;bi' bardak su alabilir miyim?&amp;quot; diyorum, anlıyorlar galiba, tabii, kesin, üf. Ben bunalım yazılar okuyamıyorum. Vallahi okuyamıyorum ya. Lisede tarih dersinde yaptığım gibi, önüme blog'u açıyorum, &amp;quot;bu post okunana kadar başka sayfaya bakılmayacak silgi!&amp;quot; diyorum kendime, yine beceremiyorum. Mıymıymıy yazılar, çıtkırıldım sözcükler filan, lütfen anlayışlı olun ya. Yani hem öyle yazıyorsunuz, hem de okumamama dahi izin vermiyorsunuz, laf arasında azıcık uyarsam hemen benim yazdıklarıma bok atmaklar falan. Tamam ben de gerizekâlı gibi yazıyorum farkındayım ama okunmayınca kızmıyorum, cidden. Bu da böyle çılgınca mesaj kaygılı bir post olsun, kaygısını da bırakalım direkt mesaj olsun. Anlayan anlasın, anlamayanlara anlatsın. Oh.&lt;p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+Triptico+-+Silgi.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!526.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!526.entry</guid><pubDate>Tue, 13 Feb 2007 19:02:46 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!526/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!526.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-02-13T19:11:53Z</dcterms:modified></item><item><title>kisi basina bir yalniz.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!495.entry</link><description>&lt;div&gt;&amp;quot;...hal boyleyken iste, biz iskele sakinleri, sarapli kadehler oyununun ikinci perdesindeyken yani, mine abla 'yalnizlik korktugun kadar kotu bisey degil' diye baslamisti son konusmasina. benim oyle bir konu acasim yoktu aslinda. &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;&lt;strong&gt;yalnizlik herhalde, bir insanin saklamayi dusundugu en son sey olmalidir. fakat yine de konusulsun istemezsiniz. size oyle ogretilmistir, ayiptir cunku yalnizlik. yekten 'deli' diyen de olur, 'bakma sen, bugunlerde en duzeyli iliski, yalnizlik aslinda' derken gozlerinize 'seni aklina caktigimin manyagi seni, kimbilir ne arizan var ki, kimselerle gecinememissin, isirsa bana da bulastirir mi acaba' gibisinden bakan da. oysa sanildigindan coktur yalnız nufusu, kisi basina bir yalniz duser. &lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;benimkisi o gece cok belli olduydu herhalde. cok uzun gole baktigimdan ya da tam tersi cok konustugumdan olabilir. yalnizlar cunku, bazen konusmayi ozlerler. ne kadar cok korkuyorsan o kadar cok konusasin vardir, kendin yorulup da susuncaya kadar. sustuydum iste ben, o zaman mine abla konusmaya baslamisti...&amp;quot; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt; &lt;/div&gt;
&lt;div&gt;atilla atalay. - kisi basina bir yalniz. &lt;/div&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+kisi+basina+bir+yalniz.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!495.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!495.entry</guid><pubDate>Wed, 03 Jan 2007 22:46:43 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!495/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!495.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-01-03T22:50:51Z</dcterms:modified></item><item><title>'Taninmasi Gereken Insanlar 1 - Kozetbey' - Burak.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!468.entry</link><description>&lt;p&gt; Quote 
&lt;blockquote&gt;&lt;a href="http://burkiburak.spaces.live.com/blog/cns!C05EF36B0E90717C!231.entry"&gt;Taninmasi Gereken Insanlar 1 - Kozetbey&lt;/a&gt;&lt;br&gt;cevremdeki insanlarin pek coguyla tamamen benzesmesem de, tamamen ayrismak gibi bir durumum da yoktur. soyle de boyle ortak noktalarimiz da olur bu insanlarla. &lt;br&gt;&lt;br&gt;PROtein'e gelirsek ya da kozetbey'e ya da özbeöz selçuga... ortak noktalarimizin gercekten ve gercekten cok az oldugunu sevinerek kabul etmek zorundayim. hahahahahha. &lt;br&gt;&lt;br&gt;yok isin sakasi bi yana selcuk bi tanedir. inanmiyorsaniz sayfamda bizzat kendi blog sitesine olan linkine tiklayin ve ozellikle ''selcuk suyun dibinde'' serisi fotograflarina biz goz atin derim. kendisi gulben ergen'den sonra basimiza gelen en güzel seydir. &lt;br&gt;&lt;br&gt;ha saka bi yana... selcuk cok iyi bi dosttur. odevimi yap dersin yapar... derdimi dinle dersin dinler. o canııım 3 gigabytelik kotasini aşmayi umursamadan gonderdiginiz butun dosyalari alir. gamzeyle hararetli hararetli tartistigimiz zamanlar da ortadan cekilip herhalde chat loglarimiza katila katila güler... &lt;br&gt;&lt;br&gt;isin sakalari bi yana (amma cok saka yaptim be, yazdigim hic birseyin gerceklikle alakasi yok ehueuhe) selcugu simdiye dek boyle tanidik. esprituel, tembel, vur sirtina al lokmayi, daimi liman, savas siginagiydi bizim icin... &lt;br&gt;&lt;br&gt;fakaaaaat!!! gecenlerde selcuk, travmatik olaylar sebebiyle histeri krizlerinin son asamasindayken oyuna getirildi ve eve girer girmez üç saniyede boxer ve bira adama donusen arkadasiyla bes senelik yeni bir doneme adim atmaya hazirlaniyor. bakalim neler olacak.&lt;/blockquote&gt;&lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+'Taninmasi+Gereken+Insanlar+1+-+Kozetbey'+-+Burak.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!468.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!468.entry</guid><pubDate>Tue, 05 Dec 2006 13:38:47 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!468/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!468.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2006-12-05T13:38:47Z</dcterms:modified></item><item><title>Hüzünlerde Yenilenmeli - İsmail Kizilbay.</title><link>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!430.entry</link><description>Topraktan kaçan toz gibi geldim İstanbul’a. Mantıklı, akıllıca, rasyonel olmaları için sıraladığım, altlarını sağlamlaştırdığım nedenlerimin yanında tabiki gerçek nedenlerimde vardı. İzmir beni her anlamda üzdü, sarstı ve kaçtım. Her köşesini öğrendiğim, her bir tarafında kendime göre önemli-önemsiz hikayelerimin olduğu kenti son olarak uçaktan izledim. Güzel görünüyordu. Küçük, şirin ve oldukça seksi. Cilveli bir kadın gibi yeri vardı hayatımda. Kolay değil, eğitim gördüğünüz, iş sahibi olduğunuz, kadınları tanıdığınız, evlendiğiniz, çocuk sahibi olduğunuz, boşandığınız, en büyük başarıları ve tabiki başarısızlıkları yaşadığınız kenti arkada bırakmak. Dostları bırakmak, hain ve onursuzlarla birlikte. Sevdiklerinizi, sevginizle birlikte. Ama bıraktım, kaçtım, terk ettim ve geldim. 
&lt;p&gt;Bana kimse hoşgeldin demedi. İnsanların yüzünde aslında daha çok neden geldin sorusu vardı. Neden? Ne gerek vardı? Hep kaçılan bir kente ''kaçan'' birisi olarak gelmek yeterince şaşkınlık yaratıyordu. 
&lt;p&gt;Türkiye’de yok, dünyada da sayılıdır, bu kadar çok sevilen ama korkulan bir şehir. Duyduklarımın büyük bir bölümü birbirine benzeyen ve bence tanımamaktan, korkmaktan ve tabiki bu koca şehirle ne yapacağını bilememekten kaynaklanıyor. Söylenenleri özetlemem gerekirse ''çok güzel bir şehir ama yaşanmaz'' cümlesi makul bir derleme olacaktır. Yaşamaya başladım ve sevdiğimi söylemeliyim. Her güzel şey zordur. Ben güzel ve akıllı kadınlarla çok mutlu olmuşumdur. Güzel ama yarı akıllılar birer azap çukuru gibidir. Tersinde de sıkıntılarım olmuştur. İstanbul’a bir kadın gibi bakarsak hem akıllı hemde çok güzel. Çok yorulmuş, üzülmüş, ihmal edilmiş ama halen çok güzel. 
&lt;p&gt;Bir aydır bu kentteyim. Yabancıyım halen. Bir tarafım hep öyle kalacak ve kalmasını isteyeceğim. Bu süre içinde kentin güzelliklerinin sadece küçücük bir bölümüne temas edebildim. Ama orada ve beni bekliyor. Bana sadece güzellik vermeyeceğini biliyorum ve bunu anlayabiliyorum. 
&lt;p&gt;İlk aldığım karar İstanbul’a karşı dürüst olmaktı. Ona her gece kısa kısa hikayemi anlattım. Anlattıkça rahatladım, sıkıntılarımı onun kucağına bıraktıkça hafifledim.Yaralarımı, teker teker gösterdim. Bazıları ile övünerek bazılarını ise hızla geçerek anlattım. 
&lt;p&gt;İnsanların topluca, vazgeçmeden, sıkılmadan, hergün sıkıntıyı, sıradanlığı, yorgunluğu yada dertleri atmak, için karıncalar gibi aktığı İstiklal Caddesinde bende taze bir karınca gibi yürüdüm. Geceleri, her insanın içinde olduğu gibi bu caddenin de karanlık köşelerinde, isyanları ve gizlenmiş yüzleri gördüm. Girmekten korkmam gerektiğini söyleyen bakışlar bana hangi sokakları görmem gerektiğini göstedi. Sadece atardamardan geçmenin faydası yoktu benim için. ''Tehlikeli'', ''pis'', ''belirsiz'' denen, tıkanmak üzere, yaralanmış olan sokaklar, labirent benzeri geçişleri yani kılcal damarları gezdim. Oralarda gördüm güzelliğin nasıl da tersinden beslendiğini, çirkinin güzeli beslemek gibi sonsuz bir acı yüklü olduğunu, mutluluğun bir sigara dumanı kadar sahipsiz olabileceğini. İstanbul bana ilk jestini tek olmadığımı göstererek yaptı. İçimdeki, terk edilmişlik, yalnızlık, özlem gibi duygularla, bu kentin insanlarının oldukça sıkı ilişikileri olduğunu gördüm. Yanımdan akıp geçen insan selinin içi ''profesyonel yalnız'' olanlarla doluydu. Benim yalnızlığım ve üzüntüm sürekli tersini arayan insanlar arasında sadece bir kırıntı parçasıydı. 
&lt;p&gt;Tanıdığım arkadaşlara kendimi anlattığımda, hatta abartarak, ayrıntıları ile anlattığımda dahi sonuç değişmedi. Belki üzülmem, bir miktar korkmam gereken bu durum bir süre sonra beni rahatlattı. İnsan hiçbir şeyin tek kurbanı olarak kalmak istemez. Böylece ''neden bana'' sorusuyla olan itişmem, tersleşmem sona ermiş oldu. Oysa kendimi ne kadar ''özel bir mağdur'' olarak görmüştüm ! Anlıyordum ki benim böyle düşünmemi sağlayan üzüntümün kendisiydi. Yaramaz küçük bir kedi gibi tırnaklarıyla içime yapışmıştı. Ben değildim onu bırakmayan, o beni bırakmıyordu. Lekelendim sanıyordum, mutsuzlukla. Ama kocaman bir lekenin içinde yürüdüğümü de anlamam için gelmeliymişim buraya. Geç kalmış olsam da, daha da geç olmadan buradaydım işte. 
&lt;p&gt;Ben içimde ve ruhumla çok yalnızdım ama binlerce bana benzeyen hayat mağduru ile aslında oldukça da kalabalıktım. Bu kalabalık mutlu olduğunu düşünen asıl mağdurlardan daha zengindi. Çoğalmaktan hiç bir çekinceleri olmadığı için beni büyük bir samimiyetle aralarına aldılar ve neden söylenmediğini hep düşündüğüm, arkasını benim doldurmam gereken ''hoşgeldin'' kelimesini orada duydum. Nerede nasıl duyduğunuza göre yüzü değişen ''hoşgeldin'' kelimesi bana her köşeden tek tek harfler olarak söylendi. Hepsini tek tek topladım, anlamak için. 
&lt;p&gt;Bende kendi çapımda kente biraz üzüntü, sıkıntı getirmiştim. Bir eskicinin, karşı tarafın zaten gözden çıkardığı, işe yaramayan ama yaradığı günlerin acı-tatlı izlerini taşıyan ''eskilere'' baktığı gibi, İstanbul’da benim eskilerime baktı. Binlercesini görmüştü eskici. En parlak hayatların içinden geçenleri, hiçbir zaman parlamamış olanları, nereden geldiğini, nereye gideceğini bilmeyen binlercesini. Her eskisini satan insan gibi bende, ''acaba kazıklanıyor muyum?'', ''satmasam mı?'' gibi düşüncelerle zorunlu mücadeleyi yaptıktan sonra, işi uzatmayıp eskilerimin hepsini tezgahın üstüne bıraktım. Yenileri için içimde yer açıldığını görmek bile yeterince heyecanlıydı. Her büyük üzüntüden sonra artık daha fazlasının olmayacağını, yaşadığımın hep içimde kalacağını, belki hüzüne dönüşeceğini düşünürdüm. Ama hüzünleri de yenilemek gerektiğini anlattı bana bu koca kent. Onlardan da bol bol vaat etti. 
&lt;p&gt;Kısacası koca kentle ufak temaslarım böylece başlamış oldu. 
&lt;p&gt;Benden, duyduğum ve gördüğüm tüm üzüntü ve hüzünlerden çok daha fazlasını taşıyan, onlarla yaşayan bu kent içimi hafifletti. Bana aynı zamanda buradaki tüm insanların, her sabah uyanmasını sağlayan ''vaatlerini'' sundu, cimrilik yapmadan. Vaatler, içimde kurumuş olan umut tohumunu yeşertti. En güzel kadınlar, en güzel aşklar, sevdalar, yaralar, tükenmişliklerin, avuçlarının içinde olduğunu ve sadece bulmam gerektiğini, küçük bir çocuğun kulağına fısıldanan harçlık haberi gibi söyledi. 
&lt;p&gt;Artık bende her sabah sizler gibi peşinde koşacağım o vaatlerin, nefesim yettiği kadar, içimde heyecan sürdükçe. Anlatamadıklarımı anlatmaya, geride bıraktıklarımın izlerini silmeye çalışacağım. ''Hoşbulduk İstanbul''. &lt;img src="http://c.services.spaces.live.com/CollectionWebService/c.gif?cid=-3196801041588474401&amp;page=RSS%3a+H%c3%bcz%c3%bcnlerde+Yenilenmeli+-+%c4%b0smail+Kizilbay.&amp;referrer=" width="1px" height="1px" border="0" alt=""&gt;&lt;img style="position:absolute" alt="" width="0px" height="0px" src="http://c.live.com/c.gif?NC=31263&amp;amp;NA=1149&amp;amp;PI=73329&amp;amp;RF=&amp;amp;DI=3919&amp;amp;PS=85545&amp;amp;TP=hhologram.spaces.live.com&amp;amp;GT1=hhologram"&gt;</description><comments>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!430.entry#comment</comments><guid isPermaLink="true">http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!430.entry</guid><pubDate>Thu, 26 Oct 2006 13:52:21 GMT</pubDate><slash:comments>0</slash:comments><msn:type>blogentry</msn:type><live:type>blogentry</live:type><live:typelabel>Blog entry</live:typelabel><wfw:commentRss>http://hhologram.spaces.live.com/blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!430/comments/feed.rss</wfw:commentRss><wfw:comment>http://hhologram.spaces.live.com/Blog/cns!D3A2AE63DA852DDF!430.entry#comment</wfw:comment><dcterms:modified>2007-04-26T16:50:42Z</dcterms:modified></item></channel></rss>