More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  Gamze ve Saz Arkadasi Ik...ProfileFriendsBlogMore Tools Explore the Spaces community

Blog

June 29

.can.baba.

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam" demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.

Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.

Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim" diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.

Çok sahiplenmeden,

Çok ait olmadan yaşayacaksın.

Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...



...ve ben böyle olmayı, halen; öğrenemedim.
June 23

. . .

arabada kafamda bir soruyla uyuyakaldim. sadece icindeki iki kelimenin yer degistirmesi ile iki ayri soruya donusen bir cumlenin aslinda ne kadar buyuk bir zenginligi icinde barindirdigini dusunurken, ruyamda sorularimi gordum. uyandim sonra. uyumaya devam etmek; uyumak, uyumak istedim. ve bir sure uyanmamak. olmadi.
June 19

ceren,

seni doverim. yazi yaz.
June 18

kediler aglar mi,

bilmiyorum... ama bugun kizimi severken gozlerinde birikmis biraz su gordum. aslinda tek gozunde, sol gozunde. birkac gundur babam burada oldugundan, ve o balkonda kaldigindan, onu gunlerdir kucagima alip sevmedigimi belirtmek istermiscesine kucagimda kivranip dururken. su an da kucagimda olan, bacagini uzerime atmis uyuklayan, tum isimi bir kenara birakip yaklasik 45 dakikadir kafasini oksadigim, burada 50 metrekare icinde uc yildan fazlami paylastigim kizimi istanbula goturmem su an icin mumkun gorunmezken, ve gozlerimden akan yaslari ne kadar zorlasam da su satirlari yazarken bile durduramazken; ciglik cigliga aglamak istiyorum. nefes almak. ciglik atmak. sonra yeniden. sonra yeniden. yeniden.
June 16

popomundo.

salak bir oyun oynuyorum ben. ve oradaki sorunlari bir raddede artik gercek hayatina tasiyor insan, sacmasapan kavga falan ediyor. sinirleniyor harbiden. lank diye kesiyor sonra her seyi. agzina gelen herseyi soyluyor ya da bir durum karsisinda. can bodrumda tatilinden odun verip internete girip iki grup yarisinda rakibine kiziyor, kufrediyor forumda falan, deliriyor; ben aptal saptal hareketler yapiyorum, egenin zaten oyun ve gercek siniri cok garip, cok ince... falan filan. ondan sonra da ben yine gelip ancak yazarak rahatliyorum. bir de insanlarin "evet evet cok etkiliyor hakikaten insanin hayatini" lafina bir tarafimla guluyorum utanmadan, ayni seyleri bizzat yasarken. salak miyim ben. gayet zehir icip oleyim, kisilik / karakter bolunmesi yasayip bir tarafta olup bir tarafta da sacmalamaktan iyidir. ehah, cok komik harbiden. baska hic dert yokmus gibi, bir de sanallarini yaratiyoruz; ustune gercegimize de yansimasina izin veriyoruz. peh.

- hala sinirliyken birsey yapmayip, durup bekleyip, biraz dusunmeyi ogrenemedin. seneler gecti. hala ayni haldesin, fevrisin.
- evet. biliyorum.
June 15

cek maci.

birinci gol:
babam: yedik iste. al.
 
ikinci gol:
*kimsede ses yok*

bizim ilk gol:
ben: a-ha.

bizim ikinci gol:
babam: hhhhooeaaappp, attik lan.

bizim son gol:
babam: isteeeaaaa, hheeeaaayyyhhhttt.
*camlara vurur falan filan biseyler*
ben: a 3 oldu lan.

volkan kirmizi gorur:
babam: salak herif.
ben: hastirrr...

ve mac biter:
babam: agliyo lan cekler. eheah.
ben: ay yazik. ehehaaha.

*butun karsiyaka hep beraber*
HHEEEEAAYYYTTTT, İSTTEEAAA...

(sonra)
atv muhabiri ardayla son roportaji yapar, konu uzadikca uzar, arda bayilir...
babam: e hala birakmiyor herifi. birak gitsin ulan cocuk. tamam iste.
zaman gecer...
babam: birak ulan cocugu, dinini sikerim ha... hayallahimtovbeyarabbim. a hala birakmiyo ibne.
ben: ehuehueha.
June 14

of.

sadece kafam mi karisik, yoksa isteyerek mi bunu kendime yapiyorum, henuz farkinda degilim. belki de cok basit bir cevabi olan seyi yuzlerce defa yeniden dusunuyorum, ayrintilarda takilip kaliyorum. genellikle gelip gecer yasayan ben, hani sadece bir sekilde bir baskasina sorumlu oldugu seylerde profesyonel detayci manyak bir obsesife donusen ben; bu aralar ve belki de ilk defa basima gelen bir sekilde, kendi kararlarimi veremiyorum, cunku bu defa gelip gecmeyecek bir noktada oldugumu biliyorum. darda kaldigimda bunca senedir, nasil ciktim oradan, dusunup dusunup hatirlayamiyorum. guc almak istedigim iki anim oldu simdi, bir degil. iki kolumda, bileklerimde. bu aralarki en dogru kararimdi bence. cogu kimse tersini dusunuyor olsa da.

- cikacaksin yukari yeniden, dur biraz, dinlen, kendine gel.
- tamam.
June 03

(konusurken.konusmamak.diye.birsey)

Bazen yuzyuze bakiyoruz seninle, ama konusmuyoruz.
Bazen sakalasiyoruz, ama konusmuyoruz.
Bazen sigara iciyoruz, ama konusmuyoruz.
Bazen calisiyoruz, ama konusmuyoruz.
Bazen tartisiyoruz, ama yine konusmuyoruz.
Cunku sadece tek bir seyi konusmuyoruz.

Oylesine ki...
Aslinda onu dusunurken bile, asla onu konusmuyoruz.
May 19

Passiflora / Olmazsa Yarın, 160707.

Kapıyı çaldığında belki de evdeyim ama canım kapıyı açmak istemiyor. Pencereler açık olabilir, perdeler dışarı uçuşuyor olabilir, hatta burası İstanbul olduğu halde bunlar olabilir ve sen evde kimse yok sanabilirsin.

Yanımda oturup bana bir şeyler anlatıyor olabilirsin ve ben seni anlamıyor olabilirim, ben seni aslında gerçekten isteyerek dinlemiyor olabilirim, o gün iyi iletişemiyor olabiliriz. Halbuki başka bir gün konuşmasak da anlaşabiliriz. Her gün dışarıya açılmayı sevmiyorum, insan bazen sakince oturmalı, uyumalı, düşünmeli, kimsenin müdahalesi olmadan, sen bunu anlamıyor olabilirsin, ben anlaşıl(a)mıyor olabilirim.

Yaş ortalaması 15 olan yerlerde yemek yerken ya da on üç yıldır görüşmediğim yaşıtım arkadaşlarımla buluştuğumda “abla” gibi hissedebilirim; Cake ile aynı fikirde olup müziğin sesinin o kadar da yüksek olmasına gerek olmadığını düşünebilirim, dünyaya koyverebilirim biraz, içim geçmiş de olabilir ya da içim hala geçmişte.. Bunlar hep olağan şeyler.

Her zaman yanımda olmuş, bana aşık bir dostuma bir türlü aşık olamayabilirim ve yüzlerce kilometre uzakta birine aşık olabilirim. Yıllarca beraber olduğum insanla değil iki gündür beraber olduğumla evlenme hayalleri kurabilirim. Sonraki gün evliliğin iğrenç bir şey olduğuna karar verebilirim, ona güzel bir örnek ararkense uyuyakalabilirim.

Tori Amos’un histerik olup çıkmasına şaşırabilir sonra yaşına verip normal karşılayabilirim. Uykum olduğu halde iki çeşit yemek yapıp sevdiklerimi sevindirebilir sonra sıcaktan söylenip onları canlarından bezdirebilirim.

İnsanım sonuçta, zaman zaman ne yapacağımı bilemeyebilirim, durup kalabilirim ya da şaşırtabilirim.

site.

Kusmak istiyorum.

Her facebook profili actigimda, kimin sayfasina girsem, kimin resmine baksam, kimin videolarina goz atsam;
Her MSNe girdigimde, kimin iletisini okusam, kime mesaj atsam, kiminle konussam;
Her konu acildiginda, kim ne dese, kim ne anlatsa;

Okulun bitiyor olduguna dair mesajlar almaktan, huzunlu muziklerle dosenmis slayt gosterileri gormekten, kepli fotograflarin her cesidiyle yuzlesmek zorunda kalmaktan, hoscakalin - birbirimizi kaybetmeyelim - yine goruselim - those were the days my friend we thought they would never end kelimelerini ayni cumlelerin icinde yanyana gormekten;

Kusmak uzereyim.
Hersey simdi degere bindi degil mi.
Hih.
May 14

Endings...

...are always hard,
are always painful,
are always such dramas.

that sometime later, a real long time later;
you remember with a smile on your face,
and some little tears falling down from your cheek.

May 10

ben...

...galatasarayliyim.

ve hakan sanirim yirmi senedir fotbol oynuyor, ama olsun. hatirladigim net bir an var, seneler oncesinden. bir macta, birol amcalardaydik. annemler icerdeyken, utku, birol amca, babam ve ben mutfakta televizyona bakiyorduk. birol amca soyle demisti: bu yeni cocuk serseri ya, olmaz bu, kotu ettiler bunu aldilar. cocuk: bulent. evet evet, bulent. iste hakan o zamandan beri oynuyor. hatta daha da eski. ama olsun.

birseyler var icimde...

...listelemek istedigim. birkac saat once zeynep'in cok kotu bir ses tonuyla beni aramasi, ve sonra da yanima gelip, sarilip, uzun sure aglamasi; yapmak istedigim ama hic yapmadigim seyleri aklima getirdi. mesela ben bu gunlerde: zeynep'le bu defa kendim icin aglamak, burakla dizi seyrederken yanyana ve mumkunse elele uyuyakalmak, leventten uzaklasmak, korayin boynuna nedensizce kocaman sarilmak ve bir muddet oylece kalmak, yelizi yanaklarindan opmek ve "guzel olacak hersey, merak etme" demek, annemin kucaginda uyumak, babamla sakalasmak ve gozlerimizden yas gelinceye kadar gulmek, yasinayla icmek, selcukla uzun uzun konusmak, cerenle saatler boyunca dedikodu yapmak... ve kendimle basbasa kalip, hani soyle birkac ay kadar, biraz dusunmek istiyorum.
May 05

bosluk.

ne yazmak istedigimi bilmeden actigim bu bosluga, icimden gecen herseyi kusmak istiyorum aslinda. rahatlamak sonra, ve her seyin bitmis olmasi. dert etmeden, birden icinde kalacagim bir zaman atlamasi yasayarak, rahatlamak. havalanmak, yukselmek. tamam demek istiyorum, bu sayfayi da boylece kapattim.
May 04

ucmayisi dortmayisa baglayan gece ve gazikadinlarsokagi.

Izmir'de gece neredeyse hic disari cikmayi tercih etmeyen biri olarak, dunun olaganustu oldugunu dusundugumu soylemeliyim. Basimda biraz agri oldugundan cok uzun yazamayacagim ama, daha sonra hatirlamak icin en azindan kose taslarini yerine koymaliyim. Buyrun: Bira, Koray, dogumgunu, kucukucsisemacaristandangeldikbizickileri, Zeynep, browni - 9 mum - cakmak, Melike, Bios, Alper, birsurukisigelipgecen, popcorn ve boyoz ikilisi, Tevfik, aci yesil tshirtlu hadiartikkalkindagidin garson, siyah pazar torbasi - cerez - yalvaryakarzeynep bira acacagi ve bira bardagi - pornografikdusunmeyinama elma sekeri - asetat kalem - kosedeki tekel - efes sise bira butunlemesi, olayciktiamankacinseklindemilletinbirbirinegirmesiyle bizi baskasinin masasina oturtan ve bekleten biber gazi, Berlin's 2 dakika, Pub 15 dakika ve Subaru Forester, 99 model - 17 milyara; ve o ruzgar, ve o gece kokusu ve o muzik... Ve otoyolda ogrenciservisimsi don dolas zevki. Ah.
May 01

Nur Teyze.

Birkac gundur yazmak isteyip de, yazamadigim yazi bu. Ve su anda da gecikmis olmamin uzuntusu var icimde. Pazartesi gunu annem arayip, Nur Teyzen yogun bakima kaldirilmis dediginde, okulun ortasinda suratim dustu, bir sigara yaktim, gozlerim bugulandi. Ne annem telefonda aglarken ona ne diyebilecegimi bilebildim, ne de kendimin ne kadar uzuldugunu tam olarak anlayabildim. Sasirdim kaldim, arkadaslarima bos gozlerle baktim. Uc gundur toplam 6 saatten az uykuyla, hep bir yerlere, birilerine, bir seyler yetistirmeye calisirken; iki gece once yatakta kafamin icinde yazdigim yaziyi, yerdeki bilgisayarimi yeniden kucagima alarak yazamadim, uyuyup kaldim, gec kaldim. Kapidan iceri girdim bir kac dakika once, yine yorgun, yine yetismeye ve yetistirmeye calisirken; ve az once feribottayken arayan ve oldukca uzun konustugum annemin, ev telefonundan beni yeniden arayisini gordugum an calan telefona kostugumda; aslinda biraz da korku icinde bunun sebebini tahmin edebildim, turuncu turuncu yanan isiklarina bakarken telefonun, o birkac saniye icinde. Bir insanin son derece basit bir ameliyat icin, yuruyerek kapisindan girdigi hastaneden, on gun sonra cikamayacak olmasi; kalbimi yaraliyor. O aci veren surecin her ayrintisini biliyor olmak, ogrenmis olmak; kalbimi cok daha fazla sikistiriyor. Melis'i aradim annemden hemen sonra, ve isin buruk tarafi, Nur Teyzemin kendi cep telefonunun numaralarini cevirerek; karsima onun cikmayacagini bilerek. Seneler icinde kopmus olmamiza ve bizi baglayan sadece annelerimiz kalmis olmasina ragmen, en eski arkadaslarimdan olan kisiyle, nasil, ne diyerek konustum; bilemiyorum. Ne dedigimi bilmiyorum, ne diyebilirdim; onu hic bilmiyorum. Sabir diliyorum sana dedim galiba, herhalde kurdugum en mantikli cumle o oldu. Ve bu gece uyumadan once, gozyasi dokerek; o kisa boylu, kisa kizil sacli, gulec yuzlu kadini; o cok sigara icen, o en cok raki icen, ama cok guzel raki icen kadini; o eski turuncu buyuk cipiyle, eskiden cati katindaki kocaman dairede, iki kadin bir kopek oturduklari ancak artik tasinmis olduklari apartmana bu defa annemi ziyaret etmeye geldiginde elinde kucuk hediyelerle, babamin ve benim annemleri rahat birakmak icin odalarimiza cekildigimiz gecelerde icerden gelen kahkahalari, gulusleri, ve o gittikten sonra salonda kalan derin sigara kokusunu hatirlayacagim kesin. Sabirlar diliyorum Melis, canim. Rahat uyu Nur Teyzem, mekanin cennet olsun.
April 30

Gece, Uykusuzluk, Silgi ve sonra Eskiler...

"Birini sevmek çok garip. Gerçekten çok garip. Sevdiğiniz kişi güzel, çirkin, akıllı, sessiz, dışa dönük, neşeli veya sosyal fobili biri olabilir. Beraber geçirdiğiniz harika anlar veya mutsuzluktan gözlerinizin dolduğu dakikalar olabilir. Bunların hiç birini önemsemeden, yalnızca "canınız öyle istediği için" seviyorsanız birini, dünyanın tepesinde duruyormuş gibi hissedebilirsiniz belki.

Sevmeyi seviyorsunuz değil mi, hayatınızda seveceğiniz biri-leri olsun istiyorsunuz hep. İşte bu sevdiğiniz kişiler arasında "nedensizce" sevmeyi başardığınız birileri olduğunda, onları bir gün aniden ve nedensizce "sevmeme" hakkına sahip olduğunuzu da biliyorsunuzdur belki.

Dün gece harika bir sevişme yaşamış olabilirsiniz, yolun ortasında birbirinize bağırmış ve onun aptalca suçlamalarını dinlemiş olabilirsiniz, ya da 1 saat önce ilerde tutacağınız evi nasıl döşeyeceğinizi hayal etmiş olabilirsiniz; fark etmez. Bir an kafanızı çevirirsiniz ve ona tekrar baktığınızda gitmiştir işte. Bunca zamandır kalbinizi ağrıtan, kimi zaman ayaklarınızı yerden kesen, bazen bütün dünyaya küfretmenize neden olan sevgi/aşk, o birkafaçevirimlik anda bitivermiştir.

O sebep arayacak, siz susacaksınız. Belki bağırıp çağıracak, belki yalnızca susacak. Sonra siz de sebep arıyormuş gibi davranacaksınız, ama aslında bileceksiniz, orada duruyor olacak aradığınız şey: Nedensizce sevdiniz ve nedensizce vazgeçtiniz onu sevmekten. Bu kadar basit. Kimse kimseyi yormasın artık."

site.
April 18

Uyumadan once bir doz...

Bugra bana bir link atti, sarkiyi ne kadar begendigini soyleyerek. Sonra ben dinledim. "Dur" dedim, "Bu bana birsey hatirlatiyor. Ama, ah; nedir bilemiyorum, cikartamiyorum." Silgi onlinedi zaten, konusuyorduk. "Al" dedim, "Bunu dinle, mutlaka ayni sey olacak sana da, sonra hatirla ve bana da hatirlat." Youtube gec yukledi, ama olsundu. 3 - 2 - 1 yaptik, ayni anda dinledik. "Evet" dedi, "Dur bir dakika." Ben biraz bekledim. "It's Monday Morning, 5:19" dedi sonra, google ettik, bulamadik. "Arayacagim seni" dedi, "Soylemem lazim." Aradi, sarkiyi soyledi telefonda. Gercekten de dogruydu galiba. Sonra ben yeniden aradim, buldum. Bu sarkiydi. Ben ne cok severdim bu sarkiyi... Ne kadar guzel oldu ustelik, gece gece - tam uyku oncesi yeniden dinlemek. "Yarinki sarkisi bu olsun Kereviz'in" dedi sonra Silgi. Iyi gecelestik, yattik. Daha dogrusu o yatti, ben de sevincli bir ilkokul cocugu edasiyla, bu yaziyi yazdim.
April 17

Fenomen.

Su anda sanirim butun turkiye ile beraber stardaki bir programi seyrediyorum. Bugun baslamis ilk defa, ismi fenomen. Simdi buyuk ihtimalle yarin herkes bunu konusacak, magazin programlarinda cikacak, haberlerin dedikodu koselerinde de cikabilir, falan filan. Ayrica zaten reyting rekoru kirdilar herhalde. Deminki adamin gozlerine lens takarak o beyaz hale getirdigini dusunuyorum, ve lenslerini gozkapaklarinin altinda tuttugunu; ancak dogaustu birseyler yaptigi kesin, ve sanirim sadece lens kismi numaraydi. Genel olarak bir dusununce, bilemiyorum bunlar duzmece mi, yoksa hersey gercek mi; ancak annemlerin bozuk saati calismis. Programin basini yakalasaydim, ben de televizyonun uzerine kasik koyacaktim, ancak o arada dizi seyrediyordum. Zaten bence kavak yelleri yayindan kalkabilir, ya da en olmadi gununu degistirirler. Keza, durum ilginc.
April 01

Nefret.

Bu aptal Zero cikti cikali, sinir icindeyim. Onu da gectim, bir yerden bir siparis verince; Light kelimesini Zero anlayan, siz karsi cikinca da, bilir bilmez; "A a, olur mu, ikisi ayni sey zaten, Zero yeni Light" diye ukala ukala cevap veren insanlara: Nefret duygusu besliyorum. Sinir icindeyim. Sinir.